Tıbbi Birimler

emergancy

Acil Servis

Hastane içerisinde en önemli bölümlerden birini oluşturan acil servis; hayatı tehdit eden ve 24 saat müdahale edilmediği anda ciddi sağlık sorunu oluşturabilecek hastalıkların başvuru, tanı ve ilk tedavi yeridir.

Acil Servis her türlü hastaya ilk müdahaleyi yaparak, gerekli konsültasyonlar neticesinde ileri tetkik ve tedavi için diğer birimlerle koordineli çalışmaktadır. Acil serviste genel cerrahi uzmanı, acil tıp uzmanları ve pratisyen hekimlerin görev yeri olmakla birlikte tüm birimlerin 24 saat destek verdiği bir bölümdür. 

Medivia Hospital acil servisi deneyimli ve dinamik kadrosu ile hasta haklarına saygılı, etik, hızlı ve güvenilir bir şekilde hizmet vermektedir. “Acil Servis” hizmetlerine, 444 0 373 numaralı Çağrı Merkezi’nden 7 gün 24 saat ulaşabilirsiniz.

homepage-img

Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi; organizasyon, uzman kadro ve ileri teknoloji desteğinde tam donanımlı bir tıp merkezinin dünya standartlarındaki modern avantajlarını tüm insanlarımıza sunmakta, üstün hizmet anlayışıyla yılın her günü ve saatinde kesintisiz hizmet vermektedir.

Hizmet Verilen Uzmanlıklar ve Uygulamalar

  • Periodontoloji
  • Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
  • Endodonti
  • Pedodonti
  • Diş Hastalıkları ve Tedavisi
  • Oral İmplantoloji
  • Protetik Diş Tedavisi
  • Ortodonti
  • Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi (Oral Diagnoz)

Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi (Oral Diagnoz)

Oral Diagnoz adı altında hastaların asıl başvuru nedenlerinin incelenmesinin yanı sıra tüm baş-boyun bölgesi ve ağız içi muayeneleri, ağız hastalıklarının sistemik hastalıklarla ilişkisi de incelenerek, bu kapsamda ağız içi hastalıkların teşhis ve tedavi planlaması yapılmaktadır. Bu planlama için; ağız içi muayenenin dışında; ağız içi kamera ile hasta bilgilendirmesi yapılmasının yanı sıra, dijital apikal röntgen ve dijital panaromik röntgen görüntüleri ile radyolojik incelemeler de yapılmaktadır. Amaç hastanın öncelikli şikâyet kaynağının tespit edilmesi, aynı anda hastanın karşılaşabileceği olası sorunları belirleyerek, ilerleme olmadan tedaviye yönlendirmektir. Bu yöntemiyle; erken teşhis ile uygulanacak koruyucu ve önleyici tedaviler, ileride oluşacak daha büyük sorunları engelleyerek tedaviyi hem daha basit, hem de daha ekonomik hale getirmektedir.

Periodontoloji

Periodontoloji; dişlerin veya kaybedilmiş dişlerin yerine yerleştirilen implantların çevresini saran dişeti ve yumuşak dokuların, dişleri ve implantları destekleyen çene kemiği gibi sert dokuların sağlığının korunması ve hastalık oluştuğunda tedavisi ile ilgilenen bölümümüzdür. Yapılan tedaviler; Detertraj, Subgingival Küretaj, Biyomateryal ve membran uygulamaları, Flap Operasyonu, Gingivoplasti’dir

Ağız Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi bölümümüzde; dişlerin normal ve cerrahi çekimleri, gömülü diş operasyonları, implant uygulamaları, çene kist operasyonları ve rekonstrüksiyonu, kök ucu (rezeksiyon) ameliyatları, preprotetik cerrahi operasyonları yapılmaktadır. Ayrıca, yeterli kemik miktarının bulunmadığı bireylerin tedavilerinde, kemik miktarını arttıracak işlemler (kemik greftleri, sinus lifting, otojen blok greft, greft membran vb.)ile desteklenen, ileri cerrahi teknikler uygulanmaktadır.

Endodonti

Endodonti, diş pulpası ve periapikal dokuların morfoloji, fizyoloji ve patolojileri ile ilgilenen bölümümüzdür. Yapılan tedaviler; Kanal Tedavisi ve Kanal içi post (Döküm, Fiber) uygulamalarıdır.

Diş Hastalıkları ve Tedavisi

Diş Hastalıkları ve Tedavisi bölümü, diş yapılarının gelişimsel ve kazanılmış hastalıkları nedeniyle görülebilen form bozukluklarını düzeltmek, restore etmek, dişin fonksiyon ve estetiğini yeniden kazandırmak sorumluluğunu üstlenmektedir.

Yapılan tedaviler ise Kompozit Dolgu, Seramik İnley/Onley, Diş Ağartma (Beyazlatma – Bleaching)’dır.

Pedodonti

Pedodonti (Çocuk Dişhekimliği), 0-13 yaş grubu çocukların süt ve daimi dişlerinin sağlıklı olarak korunmasını, çürük, travma, kalıtımsal ve benzeri etkenlerin bu dişlerde oluşturduğu sorunların giderilmesini amaçlayan bölümümüzdür. Amacımız; dişsel sorunların oluşmasını engelleyecek önlemleri almak ve çocuklarımızı çürüksüz bir geleceğe hazırlamaktır. Diş çürüğünü önlemeye yönelik koruyucu uygulamalarımızda; çocuğun ve ailesinin ağız-diş sağlığı ile beslenme konusunda eğitilmesi, ağız ve diş bakımı ile fırçalama tekniğinin, diş ipi kullanımının uygulamalı olarak anlatılması, yüzeyel flor uygulaması ve fissür örtülmesi de yer almaktadır.

Protetik Diş Tedavisi

Protetik Diş Tedavisi, eksik veya kaybedilmiş dişlerin yerine yapay olarak yenilerinin getirilmesi anlamına gelmektedir. Merkezimizde uygulanan protez çeşitleri ise; sabit protezler (Metal seramik kuron, Porselen Lamina, Tam seramik kuron (metal desteksiz), Maryland köprü, Zirkon kuron), hareketli protezler (Tam Protezler, Bölümlü Protezler, Hassas Tutuculu Protezler) ve implant üstü protezler’dir.

Ortodonti

Ortodonti; alt ve üst çene ilişki bozuklukları ile dişlerin çapraşıklıklarının düzeltildiği bölümümüzdür. Çapraşık ve kötü konumlanmış dişleri temizlemek daha zor olduğu için, periodontal (dişeti) hastalıklara yakalanma ve diş çürüğüne bağlı olarak dişlerin erken kaybedilmesi riski vardır. Ayrıca çene kaslarında daha fazla baskıya neden olarak; TM eklem bozukluklarına ve böylece baş ağrısına, sırtta, ve omuzda ağrıya neden olabilirler. Çapraşık dişler aynı zamanda görünüşünüzü de etkiler. Ortodontik tedavi ile daha sağlıklı bir ağıza, daha etkileyici bir görünüme ve daha uzun süre ağzınızda kalacak dişlere sahip olabilirsiniz.

Oral İmplantoloji

Çeşitli nedenlerden dolayı doğal dişlerini kaybetmiş hastaların, diş eksikliğini gidermek ve de üzerlerine sabit veya hareketli protezler yapılabilmesini sağlamak için, titanyum veya seramik esaslı yapay köklerin çene kemiğine yerleştirilmesi ile ilgilenen birimdir.

Anestezi

Merkezimizde ağız ve diş Sağlığı ile ilgili tüm işlemler, tıbbın diğer branşları ile multidisipliner bir şekilde, lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) ve bilinçli sedasyon altında yapıldığı gibi, genel anestezi altında da uygulanmaktadır.

diaet-diaeten-ernaehrungsplan-kohlenhydrate-abnehmen

Beslenme ve Diyet

Metabolizmanıza Uygun Beslenerek Kilo Kontrolünü Sağlayın!

Sağlığın korunması ve kaliteli bir şekilde geliştirilmesi, hastalıklardan korunma ve hastalıkların etkin bir şekilde tedavisinde yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme en temel koşuldur.

Her birey için diyetlerindeki gereksinme duydukları enerji ve besin ögelerinin miktarları farklıdır. Enerji ve besin ögelerinin miktarları bireyin yaşı, cinsiyeti, boyu, kilosu, metabolizma hızı, vücut analizi ( vücut yağ, kas, su miktarları, yağ oranı, bölgesel ve karın içi yağlanma düzeyi), kan ve idrar tetkikleri, mevcut hastalıkları ve fiziksel hareketlilik düzeyine göre kişiye özgü planlanır. Kişinin beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı diyeti planlanırken göz önünde bulundurulur. Dolayısıyla bu özellikler kişiden kişiye değişeceği için herkesin diyeti de farklıdır. Diyet parmak izi gibidir. Her bireyin metabolizma hızı birbirinden farklı olduğundan diyeti de farklıdır. Zayıflamak için metabolizma hızını diyetisyeninize ölçtürdükten sonra diyetinize başlamanız gerekmektedir. Aksi takdirde sağlıklı ve kalıcı kilo veremeniz olanaksızdır.

Kişiye Özgü Diyet Nedir?

Bireyin; yaşına, cinsiyetine, fizyolojik durumuna, fiziksel aktivite düzeyine, mevcut hastalıklarına ve vücut analizine göre düzenlenen yeterli ve dengeli beslenme programlarıdır. Başarılı bir diyet besin öğeleri (karbonhidrat, protein, yağ) ve vitamin, mineral açısından kişinin gereksinimlerini tam olarak karşılamalıdır. Diyette herhangi bir besin öğesinin, vitamin ve mineralin yokluğu, eksikliği veya gereksinimin üstünde tüketilmesi diğerlerinin biyo yararlılığını, metabolizmasını, gereksinmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Diyet aynı zamanda kişinin yaşam tarzına, iş yaşantısına, sosyal çevresine uygun olmalı ve kişide kalıcı yaşam tarzı değişikliği oluşturarak uygulanabilirliği sadece ‘diyet dönemi’ ile sınırlı kalmayan, bir ömür uygulanması kolay, eğlenceli, sağlıklı ve kişiyi yansıtan bir program olmalıdır.

Siz de size uygun ve sizi yansıtan sağlıklı beslenme programlarınızı oluşturmak için diyetisyenimize başvurabilirsiniz.

Jawon İOİ 353 Cihazı İle Vücut Analizi Ölçümü

Vücut yağ oranı (%) ve yağ kütlesi (kg), kas oranı (%) ve kas kütlesi (kg), yağsız kütle (kg), vücut su oranı (% ), vücut su miktarı (kg),bölgesel vücut yağ ve kas ağırlığı (sağ kol, sol kol, sağ bacak, sol bacak, gövde), bazal metabolizma hızı, obezite derecesi, metabolizma yaşı, iç organlar çevresi yağlanma derecesi, karın içi yağlanma miktarı, bel ve kalça oranı ve protein miktarı (kg), mineral miktarı (kg) net bir şekilde tespit edilir. Bu bilgiler amaca uygun bir tedavi için oldukça önemlidir. Belli aralıklarla yapılan kontrollerle bu bilgiler sayesinde tedavi süreci detaylı olarak izlenir.

Beslenme ve Diyet Polikliniği Hizmetleri

  • Obezite (Şişmanlık)
  • Zayıflık
  • Diyabetus Mellitus (Şeker Hastalığı )
  • Reaktif Hipoglisemi (Düşük Şeker )
  • İnsülin Direnci
  • Gestasyonel Diyabetus Mellitus (Gebelikte Şeker Hastalığı )
  • Kalp ve Damar Hastalıkları
  • Tiroid Hastalıkları
  • Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon )
  • Hipotansiyon (Düşük tansiyon )
  • Gut Hastalığı
  • Karaciğer ve Böbrek Hastalıkları
  • Kanser
  • Mide ve barsak hastalıkları
  • Gebelik Döneminde Beslenme
  • Emzirme Döneminde Beslenme
  • Çocukluk ve Ergenlik Çağında Beslenme
  • Sağlıklı Beslenme ve Anti-Aging
  • Sağlıklı Zayıflama ve Kilo Koruma Programları
  • Sporcularda Beslenme

Size Özel Beslenme Programları

Diyet yapmak aç kalmak değildir. Sadece yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenerek sağlıklı ve kalıcı kilo kayıpları yaşayabilirsiniz.

Bilinçsizce yapılan diyetlerle kendinizi, bedeninizi ve sağlığınızı yıpratmayın.

25503450_l

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Beyinin Doğumsal Hastalıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Arnold- Chiari Malformasyonu

  • Araknoid Kistler

  • Dandy-Walker Malformasyonu

  • Hidrosefali

Beyin Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi

  • Beyinin İyi Huylu Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi -Beyinin Kötü Huylu Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi

  • Beyin Dokusundan Köken Alan Tümörler

  • Beyine Metastaz Sonrası Gelişen Tümörler

  • Beyinin Damar Hastalıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Beyin Damar Baloncuklarının Cerrahi Tedavisi (Anevrizma Cerrahisi)

  • Beyin Damar Yumakçıklarının Cerrahi Tedavisi (AVM Cerrahisi)

  • Beyin İçi Kanamaların Cerrahi Tedavisi

  • Beyin ve Boyun Damar Tıkanlıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Karotid Endarterektomi

  • Bypass Cerrahisi

  • Tekrar Kanlanmayı Sağlamaya Yönelik Cerrahi Tedavi

  • Beyin Enfarktüsünde Dekompresyon Cerrahisi

  • Beyinin Yaralanmalarının Cerrahi Tedavisi

  • Beyin Yaralanmalarının Acil Cerrahi Tedavisi

  • Kafatası Çökmeleri

  • Yaralanmaya Bağlı Beyin Kanamaları

  • Beyin Yaralanmalarının Geç Dönemde Cerrahi Tedavisi

  • Kronik Subdural Hematomların Cerrahi Tedavisi

  • Beyin Fonksiyon Bozukluklarının Cerrahi Tedavisi

  • Hareket Bozukluklarının Cerrahi Tedavisi

  • Sara Hastalığının Cerrahi Tedavisi

Omurilik Cerrahisi

  • Omurga ve Omuriliğin Doğumsal Hastalıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Omurga ve Omuriliğin Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi

  • Omuriliğin Damar Kökenli Hastalıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Bel Fıtıklarının Cerrahi Tedavisi

      • Mikrodiskektomi

      • Endoskopik Diskektomi

  • Boyun Fıtıklarının Cerrahi Tedavisi

  • Bel Kaymalarının Cerrahi Tedavisi

  • Omurilik Kanalı Darlığının Cerrahi Tedavisi

  • Omurga ve Omurilik Yaralanmalarının Cerrahi Tedavisi

  • Omuriliğin Fonksiyon Bozukluklarının Cerrahi Tedavisi

Sinir Cerrahisi (Sinir tümörleri ve tüm sinir sendromları)

  • Sinir Tümörlerinin Cerrahi Tedavisi

  • Sinir Yaralanmalarının Cerrahi Tedavisi

  • Sinir Sıkışmalarının Cerrahi Tedavisi

      • Torasik OutLet Sendromu (Servikal Kosta)

      • Karpal Tünel Sendromu

      • Ulnar Oluk Sendromu

      • Peroneal Sinir Tuzaklanması Sendromu

      • Tarsal Tünel Sendromu

Çocukluk Çağı Hastalıklarında Beyin, Omurilik Ve Sinir Cerrahisi (Pediatrik Nöroşirürji)

Meningiomalar

Tüm beyin tümörlerinin yaklaşık %15 kadarını oluştururlar. Beyini saran zarlardan köken alırlar. Genellikle yavaş büyüyen, iyi huylu tümörlerdir. Beyinin dış yüzeyinde olabildikleri gibi, kafa tabanı veya beynin derinliklerinde de yerleşebilirler. Yerleştikleri yere göre hastalarda şikayetlere yol açabilmelerine rağmen baş ağrısı en sık rastlanan şikayeti oluşturur. Bunu takiben sara nöbetleri, kol veya bacaklarda kuvvet veya his kaybı, görme bozukluğu vb. şikayetler de olabilir. Tamamen çıkartılabilmeleri halinde (ki bazen bu mümkün olamayabilir) tekrarlama ihtimali düşük tümörlerdir.

Hipofiz Adenomları

Tüm beyin tümörlerinin %10-15’ni oluştururlar. Beynin altında yerleşik, bir sap ile beyine bağlantısı olan Hipofiz bezinden köken alırlar. Çoğunlukla iyi huylu tümörler olmakla birlikte çıkartılmalarına rağmen tekrar büyüme eğilim gösterebilirler. Hormon salgılayabilen tipleri olduğu gibi hormon salgılamayan tipleri de söz konusudur. Hormon salgılayanları salgıladıkları hormon tipine göre hastalarda değişik şikayetlere yol açarlar. Örneğin; Prolaktin salgılayan prolaktinomalı hastalarda adet düzensizliği, göğüslerden süt gelmesi veya cinsel güçte azalma gibi yakınmalar olurken, büyüme hormonu salgılayan tümörler Akromegali veya Gigantizme yol açarlar. Hastalarda el, ayak ve yüz kemikleri gibi yapılarda büyüme olup, dış fiziksel özellikleri değişebildiği gibi, iç organlarında da büyüme meydana gelerek şeker hastalığı (Diabetes Mellitus), kalp yetmezliği vb. neden olabilirler. Yine ACTH hormonu salgılanan hastalarda Cushing hastalığı dediğimiz hastalık ortaya çıkarak hastalarda ay dede yüz, obezite, karında mor çizgiler, kas erimesi ve güçsüzlüğü, osteoporoz, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, akne, kıllanmada artış ve kellik, enfeksiyona yatkınlık, sırtta yağ toplanması (buffalo hump) gibi durumlara yol açabilir. Hormon salgılayan tipler salgılamayanlara göre nispeten daha erken tanı alırlar. Hormon salgılamayan tipler ise çoğunlukla daha sinsi seyirlidirler. Çoğunlukla görme sinirlerine baskı sonucu, hastada görme kaybı ortaya çıkınca teşhis konulabilir. Baş ağrısı hemen tüm hipofiz adenomlarında tümörün büyümesi aşamasında beyin zarlarındaki gerilmeye bağlı hissedilebilir. Yine gözün hareketlerini yaptıran sinirlere baskı sonucu göz kapağında veya gözün hareketlerinde kısıtlanma ortaya çıkabilir.

Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu

Bel fıtığı ve bele yönelik cerrahi müdahalelerden sonra birçok hastada çeşitli sebeplere bağlı olarak ağrılar oluşmaktadır. Bu duruma başarısız bel cerrahisi sendromu ya da yetersiz bel cerrahisi sendromu adı verilir.

Bel Omurlarında Kayma

Omurganın başlıca iki kısmı vardır. Omur gövdesi (vertebral korpus) ve arka elemanlar. Arka elemanlar omur korpusunun arka tarafında bir kanal oluşturur. Bu kanallar birleşerek omurilik kanalını (Spinal kanal) oluşturur. Ayrıca arka elemanlar alttaki ve üsteki omurlarla da faset eklemler adı verilen eklemlerle bağlantı kurarlar. Omur gövdeleri arasında diskler vardır. Bu yapı omurganın esnekliliğini sağlar.

Bazen doğuştan ya da sonradan olma sebeplerle omurganın arka tarafını gövdeye bağlayan kısımlarda (pedikül) bir açılma olur. Bu açılmaya Spondilolizis adı verilir. Spondilolizis sonucunda omurlara uygulanan kuvvetler üstteki omurun alttaki omur üzerinde öne doğru kaymasına sebep olur. Bu olaya Spondilolistezis ( omur kayması ) adı verilir.

Spondiloliz ve spondilolistezis toplumun % 5-6’sında görülür. En çok belin en alt iki omurunda görülür. Çünkü bu bölge en fazla makaslama kuvvetine maruz kalan bölgedir.

Bel Fıtığı

Beş adet omur ve bu omurlar arasındaki adeta amortisör görevi gören diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesini oluşturur. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki disklerin içi jelatinimsi kıvamında yaklaşık %70- 80 oranında su içeren bir sıvı ve dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Zaman içinde bu disklerin içindeki sıvı oranında azalma ortaya çıkarak daha önceden kırılmayan kopmayan vasıftaki disk içeriği kuruyarak kırılabilir, kopabilir bir şekle gelir. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda suyunu kaybetmiş, bozulmuş jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Diskin kapsülündeki yırtılmaların olduğu dönemlerde hastalar zaman zaman olan bel ağrılarından muzdariptirler. Bunların çoğu hiçbir tedavi görmeden sadece yatak istirahati ile bile düzelebilir. Ancak hastalık daha da ilerleyince bacağa giden sinirleri sıkıştırır ve hastalarda bu dönemde daha çok bacak ağrısı ön plana geçer. Sinir lifleri de aynı elektrik kablolarına benzerler, çoğunlukla daha dışta yüzeye yakın olan lifler hissi taşıyan liflerdir. Daha derinde olanlar ise hareketi yaptıran lifleridir. Hastalarda bacağa gelen sinirde, çıkmış olan disk tahrişe yol açınca ilk önce o sinirin hissi taşıdığı bölgede ağrı duyulur. Olay ilerleyip hissi taşıyan liflerde hasar olursa o bölgede uyuşukluk ( hissizlik) ortaya çıkar, eğer hala bu aşamada da hasta tedavi edilmez ise hareketi yaptıran liflerin de etkilenmesi neticesi hastada kuvvet kaybı ortaya çıkması kaçınılmazdır. Daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

Boyun Fıtığı ve Kireçlenmesi

Boyun fıtığı ve kireçlenmeler hemen hemen aynı şikayetlere yol açtığı ve çoğu zaman birlikte görülen hastalıklar olduğu için aynı başlık altında anlatılmıştır.
Boyun bölgesinde 7 adet omur ve 6 adet omurlar arası disk vardır. Kafatası tabanı ile 1. boyun omuru ve C1-2 arasında disk yoktur. Boyundaki omurlar; önde omurlar arsındaki diskler yoluyla arkada ise alt ve üst omurlar arasındaki iki adet çıkıntı (faset veya apofizer eklem) ile eklem yapar. Arkadaki eklemlere apofizer eklemler adı verilir. Ayrıca boyundaki omuriliğin önünde ve arkasında seyreden bağlar, apofizer eklemler, apofizer eklem kapsülleri boyundaki her türlü hastalıktan oldukça fazla etkilenir.

Ayrıca; stres, mesleki zorlanmalar, daktilo kullanmak, trafik kazaları, duruş bozuklukları, boyun sağlığını bozan önemli faktörlerdir. Boyundaki ilk değişiklik disklerden başlar. Başlangıçta disklerin içindeki su içeriği azalır, diskin iç tarafındaki liflerinde yırtılmalar oluşur ve diskin içindeki jelatinöz sıvı bu yırtıklardan fıtıklaşarak sinirler ve yumuşak dokular üzerine baskı yapar. Boyundaki fıtıklaşmayı boyun ön ve arka taraf eklemlerinde kireçlenmelere ve neticede boyunda hareket kaybına ve lokalize(bölgesel kalan) radiküler (yayılıcı) ağrılara yol açar.

Boyun Fıtığı ve Tedavisi


Boyunda 7 adet omur bulunur. Her bir omurun birbiri ile arasında disk adını verdiğimiz yastıkçık görevi gören kıkırdaklar mevcuttur. Bu kıkırdak yapının yırtılarak, omurga içinde seyreden omurilik veya kola gelen sinirlere baskı yapması sonucu ortaya çıkan duruma boyun fıtığı denir. Hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma mevcuttur. Zamanla yırtılan kıkırdak sinirlere baskı yaparsa kolda kuvvetsizlik, eğer omuriliğin kendisine de bası yaparsa tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir. Hastalığın çok ileri dönemlerinde yatağa bağımlı hale gelen hastalara rastlanır.

Boyun fıtığının cerrahi tedavisi, servikal mikrodiskektomi
Cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusuna olan basıyı kaldırmaktır. Böylece hastanın, ağrısının geçmesi, uyuşma-kuvvetsizlik gibi bulgulardan kurtulması sağlanır. Uygun zamanda ve tecrübeli ellerde yapılan bu girişimler çok iyi sonuç verir. Bu gün için kullanılan yegane yöntem servikal mikrodiskektomidir. Bazı hastalarda, mikrodiskektomiyle beraber, çıkartılan kıkırdağın yerine vücuttan alınan bir kemik veya sentetik protezlerde uygulanır.

Servikal mikrodiskektominin avantajları:

  • Ameliyata bağlı doku hasarının,kan kaybının ve enfeksiyon riskinin en az olması.

  • Mikroskop altında yırtılan kıkırdağın tam olarak çıkartılabilmesi.

  • Ameliyat sonrası ağrı ve hareket kısıtlamasının olmaması.

  • Hastanın kısa sürede evine ve işine dönebilmesi.

Ameliyat sonrası hasta 3 saat sonra ayağa kaldırılır, akşamüzeri eve gönderilir. 1-3 hafta arası boyunluk takması gereken hasta, 10 gün sonra işine dönebilir.

El Bileği Kanalında Sinir Sıkışması (Karpal Tünel Sendromu – KTS)

Boyun bölgesinden çıkıp kol ve elin sinirlendirilmesini sağlayan üç kol sinirinden biri olan median sinirin (diğerleri; ulnar sinir serçe parmağı ve yüzük parmağının yarısı, radial sinir el sırtı) el bileğinde dar bir kanalda sıkışmasına Karpal Tünel Sendromu ( KTS) denilir.

Lomber Spondiloz

Bel bölgesinde 5 adet omur ve omurlar arasında 5 adet disk vardır. Bel bölgesi vücudun esnekliğini ve hareketliliğini sağlar. Ayrıca beyinden çıkıp omurilik yoluyla taşınan ve buradan bacaklara uzanan sinirlerin geçiş yeridir. Bel bölgesinde iki adet önemli sinir vardır. Arkada siyatik sinir, bacağın ön tarafında ise femoral sinir. Siyatik sinir ayak ucuna kadar uzanır ve vücudun en uzun ve en kalın siniridir.

Belin en hareketli bölgesi (L4-5 ve L5-S1 ) bölgeleridir. Bu nedenle bel fıtığı, kireçlenme gibi yaşlanma ve yıpranmaya bağlı hastalıkların çoğu bu aralıkta görülür.

Peroneal Sinirin Tuzak Nöropatileri

Peroneal sinir L4, L5, S1 ve S2 köklerinin posterior divizyonundan oluşur ve popliteal fossa üzerinde siyatik sinirden ayrılır. Fossanın dış tarafı boyunca aşağıya inerken, sural sinir ile birleşen bir kutanöz dal ve bacağın ön dış yüzünde yer alan lateral kutanöz sinir ayrılır. Fibula boynunun çevresinde döner, superfisyal peroneal (muskulokutanöz) ve derin peroneal (anterior tibial) sinir olarak iki dala ayrılır. Superfisyal peroneal sinir bacağın dış kenarından aşağıya doğru iner, peroneus longus ve brevis kaslarını innerve eder, bacağın alt ön yüzünün ve ayak sırtının büyük kısmının duyusunu sağlar.

Derin peroneal sinir bacağın ön yüzünden aşağıya iner, ekstansör retinakulumun altından geçmeden önce tibialis anterior, ekstansör hallusis ve digitorum longus ve peroneus tertius kaslarının innervasyonunu, retinakulumu geçtikten sonra lateral terminal dalı ekstansör digitorum brevis kasının ve medial terminal dalı ise ayak sırtında birinci ve ikinci parmaklarının birleşme yerindeki küçük bir bölgenin duyusal innervasyonunu sağlar.

Peroneal sinir özellikle fibula başı ve boynu hizasında kompresyona ve direkt travmaya uğrayabilir. Total diz artroplastisi veya dize yapılan artroskopik bir girişim sonucu sinir hasarlanabilir. Alçılar, bacak ortezleri, yüksek botlar, sıkı çorap bağları, çoraplar ve bacak bacak üstüne atarak uzun süre oturma sonucu sinir bası altında kalabilir. Ayrıca anestezi sırasında hastanın uygunsuz pozisyonda yatırılması da sinirin basısına neden olabilir. Bu şekilde basıya bağlı felçlere özellikle zehirlenme, stupor veya koma nedeni ile yatan hastalarda daha sık olarak rastlanır.

Ayak bileğinin inversiyon yaralanmaları peroneal nöropatinin daha nadir görülen sebeplerindendir. Akut lateral kompartman sendromları atletik aktivite sonucu gelişebilir. Sinir biseps tendonu, gastroknemius lateral başı ile fibula başı arasında çömelme sırasında vücut ağırlığının kaslarda yarattığı kompresyon gücü ile sıkışabilir. Kilo kaybından sonra gelişen peroneal nöropati de tarif edilmiştir. Burada beslenme yetersizliği, metabolik faktörler veya siniri çevreleyen koruyucu subkutanöz dokunun azalmasının olaya neden olduğu düşünülmektedir ve prognoz genellikle iyidir. Tümör veya kistlere bağlı olarak gelişen peroneal nöropatiler nadir de olsa rastlanmıştır. Peroneal nöropati diabetik hastalarda daha sıktır.

Peroneal sinir lezyonunda ayak sırtının ve bacağın ön yan yüzünün duyu kaybına eşlik eden, ayağın dorsifleksiyon, eversiyon ve ayak baş parmağı dorsifleksiyon kas gücünde zayıflık bulgularına rastlanır. Ağır lezyonlarda düşük ayak gelişir. Ayağın inversiyonunu sağlayan kas peroneal sinirden innerve olmadığı için ayağın inversiyonu normaldir. Bu durum peroneal sinir felci ile siyatik sinir veya lumbosakral kök lezyonları arasında klinik olarak ayırıcı tanı yapmaya yardımcı olur. Fibula boynu veya başı hizasında lokal olarak hassasiyet vardır.

Motor nöron hastalığı bazen düşük ayak ile birliktedir, ancak fasikulasyon varlığı, üst motor nöron defisitler ve duyunun korunmuş olması motor nöron hastalığını peroneal nöropatiden ayırır.

Peroneal sinirde parsiyel bir lezyon geliştiğinde klinik defisitler daha değişiktir. Bir çalışmada derin peroneal sinirden innerve olan kasların superfisyal peroneal sinirden innerve olan kaslardan daha fazla etkilenme eğiliminde oldukları bildirilmiştir, bazen bu durum yanlışlıkla derin peroneal nöropati olarak ifade edilir.

Bazen ekstansör digitorum brevis (EDB) kasının dış kısmının yarısı superfisyal peroneal sinirin dalı olan aksesuar derin peroneal sinir tarafından da innerve edilebilir. EDB aksesuar derin peroneal sinirin de volanter kontrolu altında olduğu için, bu hastalarda derin peroneal sinirin komplet lezyonu gözden kaçabilir.

Derin peroneal sinir anterior tibial kompartman içinde sıkışabilir. “ Anterior kompartman sendromu” olarak adlandırılan bu durumda kas ödemi derin peroneal sinirin tuzaklanmasına neden olur. Ödemin nedeni aşırı egzersiz, travma veya anterior tibial arterin oklüzyonu olabilir. Nörolojik hasarı azaltmak için acilen dekompresyon ameliyatının yapılması gerekir. Derin peroneal sinir ayak sırtında da sıkışabilir. Ağrıya, parestezik yakınmalara veya EDB kasında güçsüzlüğe neden olur, anterior tarsal tunel sendromu olarak isimlendirilir. Sinirin medial dalı ekstansör hallusis brevis tendonunun altında sıkışabilir ve baş parmak ile ikinci parmağın birleşim yerinde sadece duysal şikayetlere yol açar.

Superfisyal peroneal sinir aşırı aktivite veya travmaya bağlı olarak lateral (peroneal) kompartmanda tutulabilir. Hastalarda ayak sırtında ağrılı parestezik yakınmalar vardır. Klinik olarak lateral malleolün yaklaşık 10 cm üzerinde lokal hassasiyete ve duyu kaybına rastlanır.

L5 radikülopatisi, lumbosakral pleksusus lezyonu, siyatik sinirin kısmi lezyonları ve motor nöron hastalığı ayırıcı tanıya girer.

Diz bölgesinde sinirin sıkışmasının önlenmesi için hastanın uyarılması önemlidir. Hastaların büyük çoğunluğunda klinik tablo kendiliğinden düzelir. Düzelmeyen vakalarda cerrahi girişim endikasyonu vardır. Fibuler tünel içinde sinir serbestleştirilir. Dekompresyondan sonra motor fonksiyon % 87 olguda düzelmektedir. Anterior kompartman sendromunda acil girişim gereklidir. Fasyotomi ile hem kasın hem de sinirin iyileşmesi sağlanır.

20699518_l

Cildiye (Dermatoloji)

Dermatoloji, deri ve deri altı dokusu hastalıkları ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları kapsar. Deri, diğer organlar gibi kendine ait damar ve sinirleri de içerir. Bu nedenle sistemik hastalıklar deriyi etkiler. Derinin kendine özgü kanser hastalıkları bulunmaktadır. İç organ kanserleri de deride belirti verirler. Deri dışa açık bir organ olduğundan iklim ve fiziksel koşullardan etkilenir. Mikroplar deriye kolay bulaşır. Bakteri, mantar ve virüsler hastalık yaparken, Tüberküloz, Sifiliz, Lepra ve AİDS gibi enfeksiyonlar ve parazit hastalıkları da görülür.Derisinde kalıcı bir değişiklik gören ve iki, üç gün beklemeye rağmen geçmeyen düz veya kabarık herhangi bir renk belirtisi olan herkes dermatolojiye başvurmalıdır.

Hastanemizde Tedavi Edilen Cilt Hastalıkları

  • Pigmentasyon Bozuklukları
  • Saç Hastalıkları
  • Alerjiler
  • Akne
  • Psoriasis
  • Vitiligo

Güzellik Uygulamaları

Kozmetik uygulamalar tüm dünyada uygulanan en güvenilir tekniklerle yapılır. Yan etki oranlarımız yok derecesindedir.

  • Botox
  • Dolgu
  • PRP
  • Lazer uygulamaları yapılmaktadır.

İç Hastalıkları İle Beraber Nükseden Deri Hastalıkları

  • Vaskülitler
  • Diyabetin Deri Belirtileri
  • Sendromlar
  • Bağ Dokusu Hastalıkları
  • İlaç Reaksiyonları tedavileri yapılmaktadır.

Pigmentasyon Bozuklukları

Derideki renk değişikliklerinin tıbbi literatürdeki tanımına pigmentasyon bozuklukları denir. Genellikle kahverengi görülürler. Hamilelik, doğum kontrol hapları, güneş ışığı, addison hastalığı, amiloidoz gibi nedenlerle ortaya çıkar.

Saç Hastalıkları

Genellikle yaygın dökülme şeklinde görülür. Şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, demir, B12, folik asit, çinko, biotin eksikliği sebep olur. Para şeklinde yuvarlak kel alanlar şeklinde de olabilir bu durumda kortizon tedavisi gerekir.

Alerjiler

Egzema, atopik dermatit, ürtiker gibi hastalıklardan oluşur. Enfeksiyonlar, ilaçlar, parazitler, deriye temas eden maddeler ve hatta iç organ tümörleri bu durumlara neden olabilir. Tedavide çeşitli alerji ilaçları yanında alerji testinden sonra alerji aşıları da uygulamaktayız.

Akne

Ergenlik sivilcesi olsa da ileri yaş akneleri de görülebilmektedir.

Sedef hastalığı

Kırmızı kepekli bir hastalık olup diş hastalıkları, diyet, psikolojik danışmanlık gibi destek tedavilerle birlikte bazı şiddetli durumlarda deri hücrelerinin çoğalması üzerine etkili immun düzenleyici ilaçları kullanmaktayız.

Vitiligo

Beyaz lekelerle karakterize bir hastalık olup immun düzenleyici bir tedavi ile % 80- 100 renklenme elde etmekteyiz.

cocuk_cerrahisi

Çocuk Cerrahisi

Bildiğiniz gibi diğer bilim alanlarında olduğu kadar tıp bilim alanında da hastalıkların tanı ve tedavisinde son yıllarda çok hızlı gelişmeler olmuş ve olmaya devam etmektedir. Hastalıkların anne karnında iken teşhis ve tedavisi, kök hücre ve genetik tedavi uygulamalarının yanı sıra endoskopik ve laparoskopik işlemler son 20 yılda baş döndürücü hızla tıp uygulamaları arasında yerini almıştır. Bu gelişmelere paralel olarak günümüzde çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisinde de birçok hastalık endoskopik ve laparoskopik olarak tedavi edilmektedir. Bükülebilir endoskopik işlemler (özofagoskopi, gastroduodenoskopi, kolonoskopi, bronkoskopi vb), rigid endoskopik işlemler (sistoskopi, torakoskopi vb) ile birçok hastalık kapalı yöntemle tedavi edilmektedir. Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisini ilgilendiren  hastalıkların tanı ve tedavisinde endoskopik, laparoskopik ve diğer güncel yöntemler hastanemizde  tecrübeli kadro tarafından başarı ile uygulanmaktadır. Amacımız, “mutlu insan, mutlu toplum” prensibi ile geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı yarına sağlıklı bir şekilde güvenle hazırlamaktır. Sizlere en iyi hizmeti sunabilmek ve sıcak aile yuvanızı aratmayacak hastanemizde mutlu ve sağlıklı günlere hep birlikte gülerek bakabilme temennilerimizle…

HASTANEMİZDE VERİLEN ÇOCUK HASTALIKLARI HİZMETLERİ

YENİDOĞANIN CERRAHİ HASTALIKLARI

•    Yemek borusunun doğuştan yokluğu ya da diğer anormallikleri
•    Akciğerin gelişimsel anormallikleri, kistleri
•    Diyafram fıtıkları
•    İnce ve kalın bağırsaklarla ilgili doğumsal anormallikler (tıkanıklık, darlık vb)
•    Karın duvarı anormallikleri
•    Makatın doğumsal olarak yokluğu ya da diğer anormallikleri

BAŞ VE BOYNUN CERRAHİ HASTALIKLARI

•    Doğumsal kistler ve sinüsler
•    Baş ve boyun kitleleri
•    Tiroid bezi hastalıkları
•    Abse ve diğer cerrahi durumlar

SOLUNUM SİSTEMİ İLE İLGİLİ CERRAHİ DURUMLAR

•    Göğüs duvarının doğumsal anormallikleri (kunduracı göğsü, güvercin göğsü vb)
•    Solunum yollarının cerrahi problemleri
•    Doğumsal diyafram hernisi
•    Akciğer kistleri
•    Solunum yolu yabancı cisimleri
•    Göğüs boşluğunda hava ya da sıvı toplanması  (pnömotoraks, hemotoraks, ampiyem vb)

SİNDİRİM SİSTEMİNİN CERRAHİ HASTALIKLARI

•    Yemek borusunun (özofagus) doğumsal anormallikleri (atrezi, stenoz, fistül vb)
•    Yemek borusunda yabancı madde tıkanıklıkları
•    Yemek borusunun yakıcı madde içimine bağlı hastalıkları
•    Mide hastalıkları (ülser vb)
•    Mide çıkım darlık ve tıkanıklıkları
•    Kusma sebebi olarak gastroözofageal reflü (GER)
•    Bağırsakların cerrahi problemleri (polip vb)
•    Apandisit
•    Kabızlık ve dışkı kaçırma
•    Makatta çatlak ve hemoroid (basur)
•    Karaciğer kist, abse ve tümörleri
•    Safra yollarının hastalıkları
•    Pankreasın cerrahi hastalıkları
•    Dalak kistleri ve diğer cerrahi hastalıkları
•    Göbek fıtığı
•    Kasık fıtıkları, hidrosel

İDRAR YOLU HASTALIKLARI

•    İdrar yollarının  doğumsal anormallikleri ( darlık, genişleme, mesane anormallikleri vb)
•    İşeme bozuklukları
•    İdrar kaçırma
•    İdrar yolu taş hastalıkları
•    Vezikoüreteral reflü (idrarın mesaneden üretere geri kaçışı)
•    Erkek çocuklarda idrar deliğinin alta ya da üste açılması (hipospadias, epispadias)
•    Varikosel
•    İnmemiş testis (erkek çocuk yumurtalıklarının torbada olmaması)
•    Epididimoorşit (testis iltihabı), balanit -postit (sünnet derisi iltihabı)  gibi iltihabi durumlar
•    Testis torsiyonu
•    Akut skrotum (yumurtalık torbasındaki cerrahi ya da iltihabi durumlar)
•    Kız çocuklarda over kistleri, torsiyonu
•    Hymenin (kızlık zarı) kapalı olması ve dış genital yapı anormallikleri

SÜNNET

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSER VE DİĞER TÜMÖRAL HASTALIKLARI

•    Yumuşak doku tümörleri
•    Lenf bezi tümörleri
•    Sindirim sistemi ile ilgili tümörler
•    Böbrek ve böbreküstü bezi tümörleri
•    Karaciğer tümörleri
•    Over, testis tümörleri
•    Sinir dokusu kaynaklı tümörler

TRAVMA

•    Oyun kazaları
•    Trafik kazaları
•    Kesici, delici alet yaralanmaları

YANIK

11640702_l

Çocuk Hastalıkları

Hastanemizin çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünde, doğum anından itibaren yeni doğan bebeğin değerlendirmesi, takip – kontrolü, sağlıklı çocukların büyüme ve gelişiminin incelenmesi, annelerin bilgilendirilmesi, koruyucu sağlık hizmetleri, her türlü tetkik ve laboratuvar, görüntüleme, yataklı klinik hizmetleri ve yeni doğan yoğun bakım hizmetleri uzman hekimlerimiz tarafından verilmektedir. Hastanemizde Verilen Çocuk Hastalıkları Hizmetleri

  • Yeni Doğan Değerlendirmesi
  • Koruyucu Sağlık Hizmetleri
  • Bebeklerin ve Çocukların Periyodik Muayeneleri
  • Çocuklarda Takip- Kontrol, Fiziksel, Psikolojik ve Sosyal değerlendirmeleri

Yeni Doğan Değerlendirmesi

1- APGAR Değerlendirmesi: APGAR ölçeğine göre, yeni doğan 1. ve 5. dakikada değerlendirilmesidir.

2- Gözlerin Bakımı: Doğum esnasında, serviks ağzında bulunan gonokoksiks mikroorganizmalar bebeğin gözüne bulaşarak körlüğe neden olabilir. O nedenle bebek doğduktan sonra, vakit kaybetmeden, göz çevresi ve göz kapakları steril (distile) su veya SF ile ıslatılmış pamukla içten dışa doğru silinir.

3- Fontaneller (Bıngıldak): Sagittal ve koronal suturlar arasında ön fontanel, sagittal ve lomboidal suturlar arasında ise arka fontanel bulunmaktadır. Ön fontanel, 5 cm büyüklüğündedir ve 18-22 aya kadar kapanması beklenir. Arka fontanel daha küçüktür ve 2-4 aya kadar kapanır. Erken kapanması mikrosefaliye neden olurken, geç kapanması kemik gelişimi geriliğine veya hidrosefaliye işaret olabilir. O nedenle yeni doğanda kontrol edilip aileye bilgi verilmelidir.

4-Ağız İçi: Yeni doğanın ağzı, yarık damak açısından kontrol edilir. Yarık damağa tavşan dudak eşlik edebilir veya sadece biri bulunabilir.

5-Burun Delikleri: Aspire ederken tıkanıklık yönünden kontrol edilir. Aspire ederken, aspirasyon sondası ileri gitmezse zorlanmamalıdır.

6-Kulak, Üretra, Anüs: Bu delikler mutlaka kontrol edilmelidir. Mekonyum varsa bu anüsün açık olduğunun göstergesidir. Aksi halde, bir derece ile bakılabilir.

7-Göğüs, Karın, Sırt: Herhangi bir anomali yönünden incelenir.

8-Kalça Çıkığı: Sırt üstü yatırılan bebeğin dizlerinden tutularak, her iki diz karna doğru itilir. Sonra her iki bacak( uyluk kısmı) yanlara doğru yavaşça açılır. Normalde, her iki diz eşit olarak yere değecek kadar açılabilir, açılmıyorsa, doğuştan kalça çıkığı ( DKÇ ) olasılığı düşünülür. Ayrıca, toplu olan ( deri altı yağ dokusu gelişmiş) bebeklerde, uyluk ve bacakların iç kısmındaki pliler, bacaklar yan yana getirildiğinde, simetrik değillerse DKÇ düşünülür. Bu bebekte DKÇ olmayan bacak, diğerine göre daha uzundur.

9-Pediatrik Normlar:

Boyu: 48 – 54 cm Kilosu: 2500 – 4300 gram

Baş çevresi: 33 – 35. 5 cm, Göğüs çevresi: 30 – 33 cm

Solunumu: 30 – 50 kez / dakika, Nabız: 120 – 160 kez / dakika

Koruyucu Sağlık Hizmetleri

Sağlığın korunması, hastalıkların önlenmesi için verilen hizmetler ile yapılan düzenlemeler koruyucu sağlık hizmetleri grubuna girer. 

Bebeklerin ve Çocukların Periyodik Muayeneleri

Periyodik sağlık muayeneleri; ya bir hastalık için var olabilecek riski belirlemek ya da bir hastalığı erken semptomsuz döneminde tanımlayabilmek amacıyla tasarlanmış bir grup görevden oluşur. Aşılamalar, danışmanlıklar gibi diğer bazı yöntemler de tanımın içerisindedir.

Çocuklarda Takip- Kontrol, Fiziksel, Psikolojik ve Sosyal değerlendirmeleri

Bebeğin doğumunun hemen ardından yapılan rutin fiziki değerlendirmeler gelişimi açısından birçok ipucu vermekle beraber normal fizik muayenesinde saptanamayacak kadar hafif olan gelişimsel gecikmeye ilişkin bir takım bulgular daha ayrıntılı değerlendirmelerle mümkün olmaktadır. Gelişimsel bozuklukların varlığı aileler tarafından çoğunlukla çocukta belirgin bir gecikme(konuşamama, yürüyememe gibi) gözlendiği zaman farkına varılmaktadır. Bebeğin & çocuğun motor, sosyal-kişisel ya da dil gelişiminde gözden kaçmış bir gecikme belirtisi ilerleyen dönemlerde gecikmiş konuşma, yürümede gecikme ile sonuçlanabilen nörolojik bir bozukluk gibi çocukluk dönemine ilişkin sorunlarla beraber, okul çağı ile birlikte akademik gelişimde zorlanma, sosyal becerilerde yetersizlik gibi birçok sorunun önlem alınmadan büyümesine sebebiyet vermektedir.

Sorunlu gebelik geçiren annelerin bebekleri, düşük doğum ağırlıklı bebekler, yardımcı yöntemlerle oluşan gebelikten ve çoğul gebeliklerden doğan bebekler, gelişim takibi açısından öncelikli gruplardır. Bu niteliklere sahip bebekler gelişimsel bozukluklar açısından risk taşıdığından;  ilk iki yıl içerisinde en az 2-4  kere, sonraki yıllar 6 yaşına kadar birer kere olmak üzere ayrıntılı gelişim değerlendirmesine tabi tutulmalıdırlar.

ear-nose-throats-videos

Dahiliye (İç Hastalıkları)

Modern tıp hastalıkların sonuçlarına yönelik tedaviden, koruyucu hekimlik uygulamalarıyla nedene ve hedefe yönelik tedaviye geçmekle birlikte, günümüz pratiği modern tıbba kişinin sağlık bütünlüğü içinde hayat kalitesini yükseltmek ve bunu sürdürülebilir kılmak yükümlülüğü vermektedir. Bu anlamıyla öncelikle dahiliye uzmanlığı (iç hastalıkları) tüm branşlardan, sağlığı sürdürülebilir ve kaliteli bir hayatla bütünleyecek hekimlik olmakla ayrışır.

İç hastalıkları uzmanı kişiyi ailesel (genetik), çevresel, mesleki ve alışkanlıklarıyla değerlendirir ve olası risklerle birlikte ‘’nasıl daha iyi bir hayat?’’ sorusuna yanıt arar.

Mevcut riskleri belirler (obezite, sigara, ailesel rahatsızlıklar gibi). Yaşam tarzı, beslenme ve spor alışkanlıkları ile birinci derecede bağlantılı diyabet, obezite, hipertansiyon, hiperlipidemi, kardiyovasküler hastalıklar, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için çalışır.

Beslenme alışkanlıklarını değiştirme, spor yapma alışkanlığı kazandırma, sigara-alkol kullanımından uzaklaştırmada yol gösterici olur. Oluşabilecek kronik (hepatit c gibi), akut (grip, pnömoni gibi) hastalıkları önleyici koruma ve bağışıklama önlemlerini alır.

Hasta ile birlikte aileye eğitim verir, kişiyi yıllar içinde izler.

Gerek duyduğu zamanlarda kendi üst uzmanlık birimleri olan Endokrinoloji, Nefroloji, Gastroenteroloji, Hepatoloji, Hematoloji, Romatoloji, Tıbbi Onkoloji, Dâhili Yoğun Bakım uzmanları ile bağlantı kurar, hasta yönlendirir, ortak hasta takip eder.

İç hastalıkları ile çok yakın bağlantılı (eski dönemlerde iç hastalıkları içinde tanımlanan) Kardiyoloji, Göğüs Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları uzmanlığına yönlendirme, ortak takip ve konsültasyonlar yapar.

İç hastalıkları uzmanı diğer tüm branşlarla ortak hastalıkları takip eder (Göz Hastalıkları İle Diyabetik Retinopati, Nöroloji İle Diyabetik Nöropati, Fizik Tedavi İle Anklozan Spondilit gibi). Ortopedi, Beyin Cerrahisi, Anestezi Ve Yoğun Bakım, Dermatoloji, Kadın Doğum ile konsültasyon, ortak hasta takibi yapar.

Sonuçta tüm tıbbi branşlar arasında erişkin hasta veya normal sağlıklı kişinin koordinasyonunu, takibini, tedavisini, yönlendirmesini yapan hekim iç hastalıkları uzmanıdır. İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nin deyişi İle ‘’Erişkinlerin Doktorudur’’.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

  • Diyabetin önlenmesi, tanı, tedavisi, Gestasyonel Diyabet tanı ve takibi
  • Hipotiroidi, hipertroidi, hashimoto tiroidi gibi iltihabi tiroidi hastalıkları, tiroid nodülleri
  • Böbrek üstü bezi bozuklukları
  • Obezite
  • Lipit metabolizma bozuklukları
  • Kemik ve Mineral Metabolizma bozuklukları (Osteopeni, Osteoporoz, Ca – Mg eksiklikleri ve yükseklikleri
  • D vitamini bozuklukları
  • Paratiroidi bozukluklarının tanı, takip ve tedavisi düzenler. Gerektiğinde endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına yönlendirme yapar ve ortak takip gerçekleştirir.

Kardiyoloji Hastalıkları

  • Hipertansiyon
  • Hiperlipidemi
  • Kalp Yetmezlikleri
  • İskemik Kalp Hastalıkları, Ateroskleroz
  • Perikard Hastalıkları
  • Ekstremitelerin vasküler hastalıkları
  • Şok gibi acil kardiyak hastalıkların tanı, tedavi ve kardiyoloji uzmanına yönlendirme ve ortak takip yapar.

Solunum Sistemi

  • Pnömoniler, AC Apsesi, Amfizem, Tüberküloz gibi enfeksiyöz akciğer hastalıkları
  • Astım, KOAH, Bronşiektazi, Akciğer Kanseri
  • Akciğer Embolisi, Akut Solunum Güçlük Sendromu gibi acil hastalıkların tanısını koyar, tedavisini yapar; gerektiğinde Göğüs Hastalıkları, Göğüs Cerrahisi veya Onkolojiye yönlendirir.

Böbrek ve Üriner Sistem Hastalıkları

  • Akut Böbrek Yetmezliği
  • Kronik Böbrek Yetmezliği
  • Glomerüler Hastalıklar
  • Böbrek Kaynaklı Hipertansiyon
  • Üriner Sistem Enfeksiyonları
  • Böbrek-Mesane-Prostat Kanseri tanı ve tedavisini yapar. Gereğinde Nefroloji, Üroloji uzmanına yönlendirir.
  • Gastrointestinal Sistem ve Karaciğer Safra Hastalıkları
  • Gastroözefagus Reflü, Gastrit, Peptik Ülser, Duodenum, mide ve bağırsak tümörleri, Gastrointestinal kanamalar, Pankreatit
  • Akut ve kronik hepatitler, Karaciğer Sirozu ve komplikasyonları, KC Yetmezliği, safra kesesi hastalıkları ve tümörleri tanı, teşhis ve tedavisini yapar. Gereğinde Gastroenteroloji, Genel Cerrahi, Onkoloji uzmanına yönlendirir.

Kan Hastalıkları

Anemiler, Trombosit hastalıkları, Lösemi, Lenfoma, kanama, pıhtılaşma bozuklukları tanı, teşhis, tedavi ve takibini yapar. Gerektiğinde Hematoloji uzmanına yönlendirir.

Romatolojik Hastalıklar

Romatoid artrit, SLE, Vaskülitler, Sjögren Sendromu, Behçet Hastalığı, Ailevi Akdeniz Ateşi, Gut ve sistemik hastalıklarda görülen artritler gibi hastalıkların tanı, teşhis ve tedavisi ile ilgilenir. Gereğinde Romatoloji uzmanına yönlendirir.

Enfeksiyon Hastalıkları

Her türlü ateşli hastalık, ishaller, enfeksiyöz, artritler, Tifo, Brusella gibi hastalıklar, diğer bakteriyel ve viral, enfeksiyon, Ssepsis gibi acil durumların tanı, teşhis ve tedavisini yapar. Gereğinde Enfeksiyon Hastalıkları uzmanlığına yönlendirir.

Onkolojik Hastalıklar

Her türlü kanser hastalığı tanı ve takibi yapar. Onkolojik acil durumlara müdahale eder. Son dönem kanser hastası takibi yapar.

Geriatrik hasta takip ve tedavisini yapar. Kişisel hijyen, koruyucu hekimlik değerlendirme ve uygulamaları yapar, yönlendirir.

slider-main3

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve R ehabilitasyon bölümünde; hastalıklar, kazalar, travmalar, ağrı ve başka nedenlerle oluşan fonksiyon kayıpları veya yetersizlikleri çok yönlü tedavi ve uygulamalarla giderilerek bireyin bağımsız olarak günlük yaşam aktivitelerini yapabilir hale getirilir.

Fizik Tedavi nedir?

Kişinin problemine uygun olarak seçilen fiziksel ajanların doğru dozda ve sürede uygulanmasıyla kasın çalışmasını kısıtlayan ağrı, ödem, enflamasyon, kas sertliği ve kas spazmı gibi sorunlar giderilir. Hastalık öncesi beceri düzeyine ve yaşam konforuna ulaşmak amacıyla daha kalıcı sonuçlar almak ise rehabilitasyon ile mümkündür. Rehabilitasyon sözcük anlamı kaybedilen fonksiyonların yeniden kazanılmasıdır.

Hastanemizin donanımlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon birimi yatarak ve ayaktan tedavi gören hastalarımıza hizmet vermektedir.

Hastanemizde Tedavi Edilen Hastalıklar

  1. Romatizmal Ve Kas- İskelet Sisteminden Kaynaklanan Hastalıklar
  2. Nörolojik Rehabilitasyon
  3. Nöromuskuler Hastalıklar
  4. Ortopedik Rehabilitasyon
  5. Spor Yaralanmaları Rehabilitasyon
  6. Geriatrik Rehabilitasyon
  7. Kronik Ağrı Tedavisi ( Algoloji)

Uygulamalarımız:

  • Infraruj
  • Coldpack
  • Hotpack
  • Ultrason
  • Tens
  • Kas stimülasyonu
  • İyontoforez
  • CPM (Continious Passive Motion)
  • Parafin
  • ManuelTerapi (Mobilizasyon ve Manıplasyon)
  • Kinesiotape (Ağrı bandı)
  • Lokal Enjeksiyonlar (Eklem içi, Nöral Terapi; Trigger Point)

Birimimizde Tedavi Edilen Hastalıklar ve Hastalık Grupları

Romatizmal ve Kas- İskelet Sisteminden Kaynaklanan Hastalıklar

Romatoid Artirit (Eklem Romatizması), Ankilozan Spondilit, Osteoartirit (Kireçlenme), Yumuşak Doku Romatizmaları (Fibromiyalji gibi).

Günümüz modern insanının sabit pozisyonlarda kalarak çalışma hayatını sürdürmesinden kaynaklı her türlü kas – iskelet problemlerinde Fizyoterapi ve Egzersiz reçeteleri düzenleyerek kronik hastalıklara engel olunur.

Nörolojik Rehabilitasyon

    1. Hemipleji (inmeye bağlı vucudun tek yanında felç)
    2. Parkinson hastalığı
    3. Periferik sinir yaralanması (düşük ayak, düşük el vb.)
    4. Fasyal paralizi (yüz felci)
    5. Spinal kord yaralanmasına bağlı parapleji/quadripleji (Omurilik yaralanmasına bağlı felç)
    6. Multiple Scleroz (MS)
    7. Travmatik Beyin Hasarı
    8. Spastisite

Nöromuskuler Hastalıklar

Ön Boynuz hücresi hastalığı, Nöromuskuler (Sinir- kas kavşağı birleşke) hastalıklar ve kas hastalıklarından kaynaklanan bir grup hastalıktır.

Bunlardan bazıları:

  • Myopatiler (Duchenne Muskuler Distrofi gibi)
  • Spinal Muskuler Atrofi
  • Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS)
  • Myastenia Gravis (MG)

Ortopedik Rehabilitasyon

  • Postür (duruş) bozuklukları
  • Düz tabanlık,
  • Epin kalkanei (topuk dikeni)
  • Aşil tendiniti
  • Kırık sonrası rehabilitasyon
  • Bağ ve Yumuşak Doku Yaralanmaları,
  • Omuz hastalıklarının konservatif (ameliyatsız) tedavisi
  1. Rotator kaf tendiniti, tendon yırtıkları
  2. Bursit ve biseps tendiniti
  3. Impingement (sıkışma) sendromu
  4. Frozen shoulder (donuk omuz)
  • Kırık sekeli, komplikasyonu ve deformitesinin rehabilitasyonu 
  • Diz hastalıklarının konservatif tedavisi
  1. Kondromalazi patella
  2. Meniskopati (menisküs hastalıkları)
  3. Ligaman straini (ACL vb.)
  • Diz, Kalça gibi eklem protezleri gibi her türlü ortopedik cerrahi öncesi ve sonrasında fizyoterapi uygulanabilir. Ayrıca el rehabilitasyonu da hastanemizde yapılmaktadır.

Spor Yaralanmaları Rehabilitasyonu

Genel olarak ister profesyonel, isterse hobi olarak yapılan sportif aktivite sırasında meydana gelen her türlü hasarın kollektif adıdır. Ezilme(Kontüzyon), kırık ve çıkıklar, sıyrık, basit kas zorlanmaları, kas krampları, burkulma, bel ve sırt bölgesinde yaralanma, diz problemleri, kas ve lif kopmaları, yırtılmaları vs.

Geriatrik Rehabilitasyon

Yaşlılarda aktivite fonksiyonelliğinde azalma, kırıklar( özellikle kalça eklemi), Osteoartrit(OA) (kireçlenmeye bağlı kalça- diz protezleri), Osteoporoz, inme, amputasyon( İskemik, Diabetik, Hipertansif Nöropati) şikayetlerinin önlenmesi ve tedavisiyle beraber ev içi ergonomik düzenleme eğitimi verilir.

Kronik Ağrı Tedavisi (Algoloji)

Biyolojik olarak ağrı, tehlikeli olabilecek bir doku harabiyetinin işaretidir.Ağrının doku hasarına bağlı olmadığı kendisinin bir hastalık haline gelmesi Kronik Ağrı Sendromudur. Fizyoterapide ağrı eşiğini arttıracak modaliteler ve özellikle Egzersiz tedavileriyle gevşeme teknikleri kullanılır.

Miyofasiyel Ağrı Sendromu (Ağrılı kas hastalığı)

      • Servikal-boyun, skapular-kürek kemiği çevresi, dorsal-sırt kaslar
      • Kol ve önkol kasları
      • Lomber-bel ve kalça çevresi
        1. Priformis sendromu
        2. Quadratus lumborum sendromu
        3. Tensor fasya lata sendromu
      • Bacak kasları
      • Fibromiyalji (yaygın sistemik kas romatizması)
      • Baş ağrısı (gerilim tipi, migren)
      • Kronik ağrı sendromu
      • Kompleks bölgesel ağrı sendromu – KPAS (RSD, Suddeck)

 

Omurga Rehabilitasyonu

  • Omurga hastalıklarının tedavisi
  • Akut kas straini (servikal-boyun ve lomber-bel)
  • Akut faset eklem straini (servikal-boyun ve lomber-bel)
  • Postural ve mekanik bel-sırt ağrıları
  • Disk hernileri (bel fıtıkları) (lomber-bel, servikal-boyun, torakal-sırt)
  • Servikal ve lomber artroz (kireçlenme)
  • Spinal stenoz (kanal darlığı)
  • Spondilolistezis (omur kayması)
  • Sakroiliak eklem disfonksiyon sendromu
  • Post-op (ameliyat sonrası) omurga rehabilitasyonu
  • Skolyoz (omurga eğriliği) rehabilitasyonu
  • Ankilozan spondilit
  • Koruyucu ve kuvvetlendirici egzersiz tedavisi

 

Yumuşak Doku Hastalıklarının ve Tuzak Nöropatilerin Tedavisi

  • Tendinit ve bursitler
  • Lateral ve medial epikondilit (tenisçi dirseği, golfçü dirseği)
  • Karpal tünel sendromu
  • Ulnar oluk sendromu
  • Tarsal tünel sendromu
  • Torasik outlet (çıkış) sendromu
  • Tetik parmak
  • De Quervain tenosinoviti
  • Aşil tendiniti
SafeOp5

Genel Cerrahi

Genel Cerrahi Nedir?

Cerrahi, tıbbın en eski dallarından biridir. İlaçla ya da başka tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılmasına ya da hastalıklı organı çıkararak iyileştirilmesine dayanır.

Genel Cerrahi İlgi Alanları

  • Hepato-Pankreato-Biliyer Sistem veya Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve Yolları Cerrahisi
  • Meme Cerrahisi
  • Obezite Cerrahisi
  • Tiroid Cerrahisi
  • Gastro-intestinal Cerrahi veya Sindirim Sistemi Cerrahisi (Yemek borusu, Mide, İnce ve kalın bağırsaklar ve Makat bölgesi hastalıkları)
  • Fıtık Cerrahisi
  • Pilonidal Sinüs ve Yumuşak Doku Cerrahisi

Hepato-Pankreato-Biliyer Sistem veya Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve Yolları Cerrahisi:

Bu konu başlığında en çok uygulanan operasyon safra kesesi ameliyatlarıdır. Taş ve enfeksiyon en sık görülen sebeplerdendir. Günümüzde en uygun cerrahi yaklaşım laparaskopik yöntemlerdir. Bu bölgenin tümörleri (kanserleri) iyi değerlendirilip multidisipliner yaklaşımla tedavi edilmelidir.

Gastro-intestinal Cerrahi veya Sindirim Sistemi Cerrahisi (Yemek borusu, Mide, İnce ve kalın bağırsaklar ve Makat bölgesi hastalıkları)

Makat bölgesi hastalıklarında Hemoroid , Fistül , Fissür , abse ve bunun gibi hastalıklar sık olarak gözükmektedir. Günümüzde birçok tedavi yöntemi mevcuttur. Photocoagülasyon , Band Ligasyon , Sklerozan madde enjeksiyonu , Kriyoterapi ,Stappler (longo) yöntemi ,laser ile Eksizyon , cerrahi Eksizyon gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bağırsak tıkanmalarında operasyonla tıkanıklık açılmalı ve geçiş sağlanmalıdır. Gastrointestinal sistem tümörleri (kanserleri) yine bu konu başlığında yapılan operasyonlardır.

Pilonidal Sinüs ve Yumuşak Doku Cerrahisi :

Kuyruk sokumu bölgesinde akıntılı, kanamalı yaşam konforunu azaltan tek tedavi şansı cerrahi olan rahatsızlıktır. 3-4 çeşit operasyon yöntemi mevcuttur. Tümör Primer onarım, seconder (açık) iyileşme, Flep ile onarım (doku kaydırma) gibi çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Fıtık Cerrahisi:

Karın duvarında oluşan fıtıkların tek tedavi yöntemi ameliyattır. Tıkandığında (obstrüksiyon) hayati riskleri bulunmaktadır. Laparoskopik ve açık yöntemlerle fıtık bölgesi onarılır. Yama konarak tam tedavi sağlanır.

Tiroid Cerrahisi:

En sık gözüken hastalık multinodüler guatrdır. Medikal tedaviden yanıt alınamayan hastalarımız ameliyat edilir. Tiroid kanserlerinde erken tanı ve ameliyat hayat kurtarıcı olmaktadır.

Meme Cerrahisi:

Meme hastalıklarında kitle oluşumu sıktır. İyi analiz edilmesi yakın takip edilmesi zamanında örnek alınması önemlidir. Meme kanserlerinde erken tanı ve cerrahi eksizyon çok önemlidir. Kadrenektomi (memenin bir kısmının alınması) total (tamamının alınması) axilla (koltuk altı ) lenf diseksiyonu gibi tedavi protokolleri bulunmaktadır.

Obezite Cerrahisi:

Cerrahi yöntemler haricinde uygulanan tedavilerden sonuç alınamadığı durumlarda ameliyat prosedürleri bulunmaktadır. Açık ve laparaskopik yöntemler mevcuttur.

92

Göz Hastalıkları

Göz Sağlığı Ve Hastalıkları

Günümüzde bilgisayar ve diğer ekranlı araçların hayatımızda giderek artan oranda yer kaplamaya başlaması ile birlikte zaten yoğun olarak kullandığımız gözlerimizin iş yükü daha da artmıştır. Ayrıca insanların bulunduğu ortamda artık daha sık kullanılan klima ve ısıtma sistemleri gibi iklimlendiriciler gözlerimizi daha da fazla zorlamaktadır. Tüm bu gelişmeler eskiden daha az görülen göz hastalıklarının sıklıklarının artmasına veya daha önce tarif edilmemiş hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar.

Düzenli olarak yaptırılacak göz muayeneleri sadece bu hastalıkların erken teşhis edilmesine değil diğer sistemik hastalıkların da erken tanınmasına faydalıdır. Örneğin henüz bulguları ortaya çıkmamış bir beyin tümörünü rutin bir göz muayenesi esnasında saptamak ve erken tedavi edilmesini sağlamak hayat kurtarıcı olabilir. Ayrıca düzenli olarak yaptırılacak göz muayenesi göz tansiyonu gibi hiçbir bulgu vermeyen göz hastalıklarının da erken yakalanarak en iyi şekilde tedavi edilmesini sağlar. Bu içeriğin amacı yıllık göz muayenesinin önemini vurgulamak ve sık görülen bazı göz hastalıkları ile ilgili bilgi vermektir.

Hastanemizde Tedavi Edilen Göz Hastalıkları

  • Çocuklarda Göz Muayenesi
  • Diyabete Bağlı Göz Hastalığı
  • Göz Tansiyonu (Glokom)
  • Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu)
  • Katarakt

Çocuklarda Göz Muayenesi

Yeni doğan bir çocuğun görme keskinliği yaklaşık %10 civarındadır ve erişkin seviyelerine 3 yaş civarında ulaşır. Bu süreçte göz gelişiminin düzgün olabilmesi için gözün yapısının normal olması ve herhangi bir kırma kusurunun olmaması gerekir. Aksi takdirde çocukta göz tembelliği gelişir ve bu durumun tedavisi ilerleyen yaş ile birlikte zorlaşır. Olası bir göz tembelliğinin ebeveynler tarafından tespiti çok zordur. Bu nedenle, hiçbir şikayeti olmasa tüm çocukların en geç 3 yaşına kadar bir göz doktoru tarafından muayene edilmesidir.

Diyabete Bağlı Göz Hastalığı

Diyabet tüm vücudumuzda olduğu gibi gözümüzde de kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu hasarlar genellikle görme merkezinde sıvı birikmesi veya retina tabakası dediğimiz gözün görmeden sorumlu esas bölgesinde kanamalar şeklindedir. Bu bozukluklar erken fark edilip tedavi edilmesi hayati öneme sahiptir. Diyabete bağlı bozukluklar tanı konulduktan yıllar sonra ortaya çıkabileceği gibi teşhis sırasında da bulunabilir. Bu nedenle diyabet tanısı konulan hastaların en kısa sürede bir göz dibi muayenesi yaptırmaları ve bu muayeneyi yılda bir tekrarlamaları gerekmektedir.

Göz Tansiyonu (Glokom)

Glokom sinsi seyirli bir hastalıktır. Çoğu zaman bir şikayete yol açmaz ve ancak başka bir şikayetle veya rutin muayene için göz doktoruna başvuran kişilerde doktorun şüphelenmesi ile tanı konulur. Bu göz doktorlarının en çok üzerinde durduğu konulardan birisidir çünkü oluşan hasarı tedavi etmek mümkün değildir. Bizim amacımız olabildiğince erken aşamada tanıyı koyup hastalığın ilerlemesini durdurmaktır. Ailesinde göz tansiyonu bulunan kişiler özellikle risk altındadır ve mutlaka yılda bir kere göz tansiyonlarını ölçtürmeleri önerilir. Ailesinde göz tansiyonu bulunmayan kişilerin ise 40 yaşından sonra yılda veya iki yılda bir göz tansiyonlarını ölçtürmeleri akıllıca olacaktır.

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu)

Yaşımızın ilerlemesi ile birlikte gözümüzün retina tabakasında bazı değişiklikler meydana gelir. Bu durum çoğu zaman görmeyi etkilemez ve temel olarak saçımızın beyazlaşmasından farkı yoktur. Fakat bazı kişilerde bu süreç farklı bir şekilde seyreder bir hastalık halini alır. Hastalar genellikle 55 yaş üzerindedir. Öncelikle yüzleri tanımakta ve yakın gözlüğüyle bile kitap okumakta zorlanmaya başlarlar. Hastalık kuru ve yaş tip olmak üzere ikiye ayrılır. Kuru tipte ilerleme daha yavaş olup tedavide göz sağlığı için özel hazırlanmış vitaminlerden yararlanılır. Yaş tipte ise göz içine enjeksiyon uygulanır. Hastalık genetik yatkınlık gösterdiği için 55 yaş ve üzerindeki yakınlarının da mutlaka göz muayenesi olması önerilir. Sigara hastalığın en büyük düşmanıdır, hastaların ve yakınlarının sigara kullanmamaları şiddetle tavsiye edilir.

Katarakt

Katarakt gözümüzün içinde bulunan ve görmemizi sağlayan göz içi merceğinin saydam yapısını kaybederek görme azalmasına yol açmasıdır. Genellikle ileri yaşın bir hastalığıdır fakat gençlerde de görülebilir. Tek tedavi yöntemi ameliyat ile göz içi merceğinin alınarak yerine suni merceğin yerleştirilmesidir. Yerleştirilecek olan suni mercek sadece uzağı gösteren bir tipte veya hem uzağı hem de yakını gösteren bir türde olabilir. Ameliyat lokal anestezi ile hasta uyutulmadan gerçekleştirilir ve hastanede kalmayı gerektirmez. Göz bir gün süre ile kapalı kalır, hasta normal hayatına 3-4 gün sonra kaldığı yerden devam edebilir.

kadinhastaliklari

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Özel Medivia Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünde genel tanı ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra menopoz, osteoporoz, infertilite, kanser taramaları, cinsel fonksiyon bozuklukların tedavisi, riskli ve normal gebeliklerin takibi gibi alanlarda da uzman hekimleriyle ve hasta ihtiyaçlarını gözeten bir anlayışla hizmet veriyor.

Kliniğimizde Yapılan Uygulama ve Operasyonlar
• Gebelik öncesi danışmanlık ve muayene
• Gebelik takibi
• Riskli gebelik takibi

o Habütiel abortus
o İkili, üçlü veya dörtlü testte fetal anomali riski artanlar
o Anne baba ve yakın akrabada kalıtsal hastalığı olan hastalar
o Erken doğum tehtidi
o Erken membran rüptürü
o İntrauterin gelişme geriliği
o Çoğul gebelik
o Obesite
o Gebeliğe myom, over kisti, böbrek, karaciğer patolojilerinin eşlik etmesi
o İleri yaş
o Önceki gebeliğinde düşük, intra uterin ölüm, fetal anomali, erken doğum gibi sorunlar ile karşılaşıp bu gebelikte riski artanlar
o Diyabet, tiroid, hipertansiyon, karaciğer hastalığı ( gebelikte veya gebelik öncesi gelişen )

• Fetal anomali taraması

o 4 boyutlu ultrasonografi
o II. Basamak detaylı ultrasonografi
o Doppler ultrasonografi

• NST ( nonstres test)
• Amniosentez
• Normal doğum
• Sezaryen
• Sezaryen sonrası normal doğum
• Doğum sonrası anne eğitimi, bebek bakımı.
• Gebelikten korunma yöntemlerinin danışmanlığı ve hastaya özel yöntemlerin uygulanması
• Yıllık rutin jinekolojik muayene
• Rahim ağzı kanseri taraması ve aşı danışmanlığı
• Rahim ağzı yara teşhis ve tedavisi
• Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanı ve tedavisi
• Adet düzensizliği ve yumurtlama bozukluklarının tedavisi
• Anormal kıllanma( hirsutizm) ve akne tedavisi
• Adölesan jinekolojisi ( çocukluktan genç kızlığa adım)
• Evlilik öncesi danışmanlık ve kızlık zarı bilgilendirme
• İdrar kaçırma ( inkontinans), medikal ve cerrahi tedavisi
• İnfertilite tetkik ve tedavisi( medikal tedavi, IUI ve uygun vakaların IVF-ET ye yönlendirilmesi )
• Menopoz taraması ve yönetimi
• Vaginismus, cinsel istek bozukluklarının tedavisi ( uzman psikolog ve kadın doğum hekimi eşliğinde )
• Vajen daraltma, yenileme ve düzeltme ameliyatları
• Vulva ( iç dudakların estetik düzeltilmesi )

• Jinekolojik operasyonlar ( açık veya laparoskopik, histereskopik )

o Myomektomi
o Histerektomi
o Over kist operasyonları
o Tubal ligasyon
o Endometrial polip
o İnkontinans operasyonları
o Genital organ kanser tanısı ve cerrahi tedavisi

• Laboratuar hizmetleri

o Anne kanında fetal DNA taraması (serbest fetal DNA testi,cffDNA)
o Tromboemboli taraması,
o Anne, baba ve fetüsün genetik incelemesi

Genel Jinekoloji Hizmetleri
Ergenlikten menopoza tüm kadınların jinekolojik sorunlarının tanı ve tedavilerinin yapıldığı, ayrıca rutin sağlık kontrolleri ile hastalığın oluşmasını önleyici Check-Up uygulamalarının da gerçekleştirildiği poliklinik hizmetleridir.

Gebelik ve Yüksek Riskli Hamilelik Takibi
Hamileliğin başından, bebeğin doğumundan sonraki lohusalık dönemini de içine alacak şekilde bir gebenin ihtiyacı olan tüm tetkikler, işlemler, büyük bir dikkat ve özen, psikolojik destek ve güler yüzle hastanemizde sunulmaktadır.

Fetal Anomali Riski Yüksek Olan Gebeler ( Anne kanında fetal DNA testi nedir ? )
Ailede anomali öyküsü veya ikili, üçlü testlerde kromozom bozukluğu riski yüksek çıkan bebeklerin kesin belirlenmesinde en sık uygulanan yöntem amniyosentezdir. Bu yöntemin düşük oranda da olsa, düşüğe neden olma olasılığının bulunması, bu test önerildiğinde anne adaylarının endişeye kapılmalarına neden olur. Yeni geliştirilmiş bir test ise anne adayından alınan kanda bebeğe ait kromozomların incelenmesine olanak vermektedir. Hastanemizde yapılan bu test ile anne adaylarının kaygıları azaltılması amaçlanmaktadır.

Yeni Doğan Yoğun Bakım Üniteleri
Riskli gebelik doğumlarında, erken doğumlarda ya da sağlık sorunlarıyla karşılaşılması muhtemel olan doğumlarda her an müdahaleye hazır ve gerekli teknik donanıma sahip yeni doğan yoğun bakım ünitemizin uzman hekim ve hemşireleri doğumlara eşlik etmektedir.

İnfertilite
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin belirli bir süre korunma yöntemi uygulamamalarına rağmen anne adayının gebe kalamama durumudur. Bu süre 30 yaş altında bir yıl, 30-35 yaş arası altı ay, 35 yaş üstünde ise üç aydır. Kliniğimizde infertiliteye neden olabilecek kadın ve erkek ile ilgili sebepler taranıp uygun tedavi şekline yönlendirilir. Ağrısız HSG (Rahim içi görüntüleme filmi) çekilir, spermiogram ve hormon tahlillerine bakılır. Ayrıca kişiye özel infertiliteye sebep olabilecek nedenler araştırılır.

Genital Kanserler ve Taraması
Genital kanser taraması ve var olan kanserin erken tespiti hayat kurtarıcısıdır. Meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen ve ölümcül olan genital bölge kanseridir. Yıllık rutin uygulanan muayene, ultrasonografi, smear testi ve 40 yaş sonrası veya risk faktörü varsa rutin muayeneye daha erken eklenen meme ultrasonografisi ve mamografi kanserin yayılmadan bulunması ve tam tedavisine olanak sağlar.

Menopoz ve Osteoporoz Takipleri
Menopoz, kadınların yaşamında özel ve hassas dönemlerden biridir. Kadınların bu dönemi sağlıklı, rahat ve güvenle geçirebilmeleri için Hastanemizin Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünde, uzman hekimlerimiz tarafından gerekli tıbbi destek verilmektedir. Menopoza bağlı gelişen osteoporoz (kemik erimesi) hastalığının önlenmesi ve hastalarımız üzerindeki yıkımlarının en aza indirilmesi hususunda da diğer tıbbi bölümlerimizle işbirliği içerisinde tedaviler planlamaktadır.

Yapılan kozmetik jinekoloji operasyonları
Vajina estetiği hakkında yapılan genel uygulamalar: Vajina daraltma, yenileme operasyonları hem işlevsel hem de kozmetik açılardan yararlar sağlamaktadır. İç dudakların estetik düzeltilmesi (Labioplasti): İç dudakların estetik olarak kısaltılması, normalden iri veya asimetrik görünümlerin normalleştirilmesi. Vajina girişinde yer alan darlıkların ameliyatla genişletilmesi, doğum sonrası kötü görünümlü dikişlerin çıkartılması. Jinekolojik sorunlar sonrası gelişen estetik problemler: Bartholin bezi çıkartılması, vajinal kistlerin alınması sonucunda oluşan kötü görünümlü dikiş izlerinin temizlenmesi. Doğum sonrası perine bölgesi denilen vajina ile makat arasındaki oluşabilen yırtık ve kötü görünümün düzeltilmesi, hasta tarafından memnun kalınmayan ameliyat hatalarının, istenmeyen sonuçların yeniden düzeltilmesi. Doğuştan gelen deformiteler, anormallikler, asimetrilerin restorasyonu.

shutterstock_149659208

Kardiyoloji

Kalp Sağlığı ve Hastalıkları

Kardiyoloji kalp ve damar sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisi ile uğraşan bilim dalıdır. Önceleri İç Hastalıklarının alt dalı iken artık ayrı bir bilim dalıdır. Kardiyolojinin ilgilendiği hastalıklar günümüzün en önemli sağlık sorunları arasındadır. Son 20-30 senedir gerek yapılan çalışmalar gerek teknolojinin ilerlemesi ile Kardiyoloji’de tanı ve tedavide belirgin ilerlemeler olmuştur. Bu ilerlemeler eşliğinde Kardiyoloji’de alt gruplar oluşmuştur.

Bunlar;

1- Girişimsel olmayan Kardiyoloji (Non-invasiv): Damarsal girişim olmaksızın kalp hastalıklarının tanı ve medikal tedavileri ile uğraşır.

2- Girişimsel Kardiyoloji ( İnvaziv ): Damarsal girişim ile (anjio) gerek koroner damar hastalıklarının tanı ve tedavisi (balon anjioplasti, stent), gerekse bazı kapak hastalıkları ve doğumsal kalp hastalıklarının tedavileri ile uğraşır.

3- Aritmilerle ve Pace-maker (kalp pili) ile uğraşanlar: Elektrofizyoloji dalı ise bazı ritim bozuklukları ve çarpıntıların tanı ve tedavileri ile ve kalp hızının düşmesi veya bazı tehlikeli aritmilerin tedavisi ya da kalp yetmezlikleri için kullanılan kalp pili uygulaması ile ilgilenir.

Hastanemizde Tedavi edilen Kalp Hastalıkları

  • Hipertansiyon
  • Koroner Arter Hastalıkları
  • Kalp Yetmezliği
  • Kapak Hastalıkları
  • Doğumsal Kalp Hastalıkları

Aritmi tanıları yapılabilmekte, koroner anjio, elektrofizyoloji, pacemaker veya kalp damar operasyonu gerekirse anlaşmalı merkezlerden destek alınmaktadır.

Hastanemizde kalp hastalıklarının tanısında non-invaziv tetkik yöntemleri kullanılmaktadır.

Bunlar;

EKG

Hastanın göğsüne yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile kalbin elektriksel aktivitesi kağıt üzerine yazdırılır. Bu yöntemle koroner damarlar ve ileti sistemi incelenir.

Renkli Doppler Ekokardiyografi

Ultrason yöntemi ile kalbin çalışmakta iken içini görünür hale getiren bir tetkiktir. Böylece duvar hareketleri, kapakların açılım ve kapanımı, içinden geçen kan akımını göstererek darlık ve yetmezlikleri, doğumsal kalp hastalıklarını incelediğimiz kolay, güvenilir ve çok önemli bir tetkik yöntemidir.

Efor Testi

Koroner arter hastalıklarının belirlenmesinde ilk tercih edilen kolay bir tetkiktir. Hastaya EKG elektrotları bağlanarak koşu bandında her hastanın yaşı göz önünde bulundurularak bant hızı artırılır. Buna bağlı kalp hızı arttığında EKG’de oluşan değişiklikler, aritmiler incelenir. Oluşan değişiklikle %75 güvenilirlikle koroner arter hastalığı varlığı araştırılır.

Ritm Holter

Ritim bozukluklarının incelenmesi için hastaya bağlanan EKG elektrotları ve küçük bir alıcı ile 24 veya 48 saat içindeki efor, istirahat ve uyku dönemleri EKG’leri kayıt edilir. Kayıtlar bilgisayar ortamında değerlendirilmektedir.

Tansiyon Holter

Hastanın koluna bağlanan tansiyon manşonu ve küçük bir alıcı ile 24 saat boyunca ev ve ofis ortamlarında gün boyu kan basınçları yarım saatte bir kaydedilmektedir. Tüm gün içinde tansiyonun seyri gözlenerek hipertansiyon olup olmadığı, derecesi ve risk dereceleri saptanmaktadır.

Hastanemizde bu tetkikler kardiyoloji uzmanı tarafından veya kontrolünde yapılarak rapor edilmektedir.

21575001_l

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Baş ve Boyun Cerrahisi

Hastanemiz Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümünde kulak, burun, boğaz ve ilgili baş-boyun hastalıklarının hem tıbbi hem de cerrahi tedavisi günümüz teknolojisi kullanılarak başarıyla uygulanabilmektedir.

Kulak Hastalıkları

Ameliyat mikroskopu kullanılarak zar tamiri ve işitmenin iyileştirilmesi ameliyatları

  • Kulak enfeksiyonları
  • İşitme kayıpları
  • Denge hastalıkları
  • Baş dönmesi
  • Çınlama

Burun ve Sinüs Hastalıkları

Estetik Burun Ameliyatları, Fonksiyonel burun ameliyatları, Endoskopik Sinüs Ameliyatları

  • Sinüzitler
  • Burun alerjileri
  • Koku alma bozuklukları
  • Burun kanamaları
  • Burun tıkanıklığı ile ilgili problemler
  • Nazal polipozis gibi burun ve sinüs hastalıkları
  • Gözyaşı bezi tıkanıklıkları gibi hastalıklar

Larenks Hastalıkları

Larenks Kanser Ameliyatları, Ses Telleri Ve Çevresinden Biyopsi Alınması, Ameliyat Mikroskopu Kullanılarak Ses Teli Sorunlarının Mikrocerrahisi

  • Ses tellerindeki nodüller, polipler
  • Diğer ses teli bozuklukları
  • Ses bozuklukları
  • Yutma problemleri
  • Gastroözefajiyal reflü gibi boğaz hastalıkları

Çocuk KBB Hastalıkları

Geniz Eti ve Bademcik Ameliyatları, Kulak Zarlarına Ventilasyon Tüpü Uygulaması, Dil Bağı Eksizyonu, Doğumsal Kist-Fistül-Kitle Ameliyatları,

  • Kronik Tonsillitler (Bademcik Enfeksiyonları)
  • Adenoid hipertrofi (geniz eti büyümeleri)
  • Orta kulakta sıvı birikimleri
  • Alerjik hastalıklar
  • Doğumsal Baş ve Boyun Bölgesi Anomalileri

Baş ve Boyun Bölgesi Selim ve Habis Hastalıklar

Larenks Kanserleri, Tükürük Bezi Tümörleri, Ağız Tabanı ve Dil-Damak-Yutak Bölgesi Tümörleri gibi Baş ve Boyun Bölgesinin Selim ve Habis Tümör Ameliyatları

36417672_l

Klinik Laboratuvar

Laboratuvarımızın çalışma prensibi;hasta olarak yada sağlığını korumak amaçlı hastanemize başvuran herkese doğru verilerle düzenli ve hızlı bir hizmeti en yeni bilimsel çalışmaları esas alarak vermektir.

Bu doğrultuda, laboratuvarımız hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde ileri teknolojiye sahip cihazlar kullanmaktadır.Bu cihazların kullanımı bir dizi günlük ve farklı periodik kalite kontrolünü gerektirir. İç kalite kontrollü olarak adlandırılan bu çalışmalar deneyimli teknik elemanlarımızca her gün yapılıp uzmanlarımız tarafından kontrol edilmektedir.Ayrıca kalite çalışmalarımızın gereği laboratuvarımız ILAC G13 2007 ve IUPAC-T (The International Harmonized Protocol for the Proficiency Testing of Analitical Chemistry Laboratories,2006) ’ye göre düzenlenmiş Dış Kalite Programlarına (DKP) da düzenli olarak katılmaktadır.Dış kalite programı çerçevesinde düzenli olarak sonuçları bizim tarafımızdan bilinmeyen kodlanmış kan ve serum numuneleri gönderilerek sonuçlarımız denetlenmektedir.Bu numuneler cihazlarımızda çalışıp sonuçlarının degerlendirilmesi DKP tarafından yapılıp bize bildirilmektedir. Bu şekilde standardizasyonu sağlanmış verilerle laboratuvarımız doktorlarımızın tanı ve teşhislerinde önemli ve güvenilir bir temel oluşturmaktadır.

Teknolojiyi en üst düzeyde kullanmak bize güvenilirlik kadar hız da katmaktadır.Laboratuvarımıza başvuran herkesin aynı gün sonuçlarını alıp tekrar doktoruna görünerek hastanemizden ayrılmasını mümkün olduğunca sağlanması çalışılmaktadır. Test sonuçlarınızın süresi size numunenizi labroratuvara verdiğinizde verilen sonuç kartında bildirilmekte ve bu kartta yazılı olan örnek no ile de sonuçlara web sitemizden ulaşılabilinmektedir.

Klinik Laboratuvar Bölümlerimiz ve Yapılan Testler:

Klinik Biyokimya

  • Diyabet tanı ve takibine ait tüm testleri örn.(glukoz ölçüm ve yükleme testleri; HPLC yöntemiyle HbA1c)
  • Karaciğer fonksiyon testleri
  • Böbrek fonksiyon testleri
  • Lipit paneli

Hematoloji:

24 parametreli hemogram

Onkoloji:

Tümör Markerler

Endokrinoloji :

Hormon Testleri( Tiroid Paneli,Gebelik tanı ve takip testleri)

Mikrobiyoloji:

İmmünoloji:

  • Allerji panelleri
  • immünglobulinler
  • Bakteriyoloji
  • Seroloji

Viroloji:

  • Hepatit Tanı ve Tarama Testleri
  • Torch
  • Parazitoloji
  • Moleküler Biyoloji
norology

Nöroloji

Nöroloji nedir?

Nöroloji, genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, teşhis ve cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır. Nöroloji zamanla içine kapalı ve sınırlı bir dal olmaktan çıkmış; Epilepsi, hareket bozuklukları, beyin damar hastalıkları, bunamalar, uyku bozuklukları gibi ayrıca uzmanlık gerektiren alt disiplinlere bölünmüştür, bunun yanı sıra 19. yüzyılda ruh hastalıklarıyla birlikte ele alınırken, 20. yüzyıldan itibaren psikiyatri ayrı bir dal olarak ayrılmıştır. Tüm bu alanlarda ciddi bir laboratuvar arka planın yanı sıra pek çok başka tıp alanı ile multidisipliner bir ilişkinin süreğen hale geldiği görülmektedir.

Hastanemizde yapılan nörolojik tanı yöntemleri

  • EEG
  • EMG
  • Polisomnografi

Elektroensefalografi (EEG)

Beyin hücrelerinden kaynaklanan normal ve anormal elektriksel aktivitelerin kafa derisi üzerinden (bazen de direk beyin üzerinden) kaydedilmesini sağlayan bir yöntemdir

Epilepsi, koma, şuur bozuklukları, unutkanlıklar, uyku bozuklukları gibi birçok beyin elektriğini değiştirebilecek durumlarda, tanı ve tedavi planlanmasında kullanılır

Elektronöromyografi (EMG)

Motor hücre, buradan çıkan motor sinir lifleri, arka kök duyu hücresi ile duyu sinir lifleri ve kasların, elektriksel özelliklerinin ölçülmesi yoluyla bu yapıların sağlık durumlarının değerlendirildiği bir muayene yöntemidir.

EMG tetkiki iki kısımda yapılır:

1) Sinirlerin iletimlerinin ölçümü

2) Kasların incelenmesi

Düşünülen tanıya göre bunların her ikisinin veya yalnızca birinin yapılması gerekebilir. Sinir iletimlerinin ölçümünü doktor veya doktorun belirlediği şekilde EMG teknisyeni, kasların incelenmesi işlemini ise doktor yapar. Tetkik süresi yapılması planlanan işlemin kapsamına göre 15 dakika ile 1.5 saat arasındadır.

Polisomnografi

Polisomnografi, horlama, uyku apne, uykuda periyodik bacak hareketleri gibi uyku bozukluklarının tanısında kullanılan ve gece uykusu boyunca hastanın beyin dalgalarının, göz hareketlerinin, solunum faaliyetlerinin, kanındaki oksijen yüzdesinin ve kas aktivitesinin ölçülmesi ile yapılan incelemenin adıdır.

 

SIK GÖRÜLEN NÖROLOJİK HASTALIKLAR NELERDİR?

İnme nedir?

İnme beyine giden kan akımının aniden azalması veya durmasıdır. Daha az sıklıkta beyin damarlarından birinin yırtılıp kanın beyin dokusu veya beyin zarları içine kanaması ile oluşabilir. Bu da “beyin kanaması” olarak bilinmektedir. Beyinin değişik bölgeleri vücudun değişik bölgelerini ve fonksiyonlarını kontrol ettiğinden, genelde inmenin oluştuğu beyin bölgesi ve yakın çevresi etkilenir. Etkilenen beyin bölgesine göre konuşma, kas gücü, koordinasyon-denge, görme veya hafızada kayıp ortaya çıkar. Bazı hastalar bu durumdan tam olarak iyileşirken bazı hastalar ağır özürlü olarak yaşamlarına devam eder

Baş ağrısı nedir?

Baş ağrıları, bazen ciddi bir hastalığın ilk ve hatta tek belirtisi olabildiğinden, belirtilere yönelik tedavi ancak dikkatli bir muayeneden ve belki de bunu izleyecek uygun incelemelerden sonra yapılmalıdır. Baş ağrısı dediğimiz “ağrı”nın oluşum biçiminin açıklanması, kısmen tam olarak aydınlatılamamış yönleri, kısmen de etyolojik etmenlerin çeşitliliği gibi nedenlerle kolay değildir. Kafada genel olarak ağrıya duyarlı yapılar ekstra kraniyaldir. Bu yapılar arasında; arterler ve beynin alt kısmını kaplayan dura mater, venöz sinuslar, dural arterler, basis cerebri arterleri, V, VII, IX ve X. kafa çiftleri, ilk üç servikal spinal sinir gibi kısmen intrakraniyal oluşumlar da bulunur. Baş ağrısının doğru ve etkin tedavisi için ilk koşul doğru tanıdır.

Migren nedir?

Migren ataklarla seyreden, yaygın görülen nörolojik hastalıklardan biridir. Ülkemizde genel popülasyonda %16.4, kadınlarda %24.6, erkeklerde %8.5 oranında görülmektedir. Migren ağrısının nasıl ve beynin hangi bölgesinden başladığı tam olarak aydınlatılamamıştır, beyin kan damarlarındaki ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Hastaların çoğunda ataklar 20-40 yaş arasında başlar. Kadınlarda 3 kat daha sık görülmektedir. Aile bireylerinin birinde migren olan bir kişide migren görülme olasılığı artmaktadır.

Uyku düzensizliği, aşırı gürültü, ışık, stres, açlık, belli yiyecekler, menstruasyon (regl dönemi), hava değişiklikleri ve sıcak iklim baş ağrısının ortaya çıkmasını tetikleyebilmektedir. Migren baş ağrısı genellikle başın tek tarafına yerleşen ya da bir tarafta daha yoğun hissedilen zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Baş ağrısı genelde ani başlar, kademeli artış gösterir, en yüksek noktaya ulaşır ve yavaş ancak tamamen düzelir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Ataklar sırasında bulantı, kusma, normal ışık, ses ve kokudan rahatsız olma gibi şikayetler baş ağrısına eşlik etmektedir. Fiziksel aktivite, egzersiz, hapşırma veya ıkınma ile baş ağrıları kötüleşebilir. Uyku ise ağrılarda hafifleme sağlar.

Yüz felci nedir?

Yüz hareketlerini (dudak, yanak, kaş, göz çevresi) yapmamızı yüz siniri (fasial sinir) aracılığı ile sağlarız. Beyinden gelen hareket emirlerini yüz siniri, yüz kaslarına ileterek istediğimiz hareketleri yapmamızı sağlar. Eğer beyindeki veya yüz sinirindeki bazı hastalıklar bu iletiyi engellerse yüz felci oluşur ve yüz hareketleri kısmen ya da tamamen ortadan kaybolur. Yüz felci tıbbi olarak fasial paralizi olarak isimlendirilir.

Vertigo (Baş dönmesi) nedir? 

Baş dönmesi deyince hastanın dengesini sağlamadaki her türlü problem anlaşılır. Bu durum hastayı yatağa düşürüp gözlerini dahi açamayacağı şiddetten, sadece zaman zaman bir kayma hissine kadar değişebilir. Hatta sadece bir göz kararması şeklinde ortaya çıkabilir. Tıp dilinde genel olarak Vertigo adı verilir.

Trigeminal nevralji nedir?

TG nevralji 5. Kranial sinirin duyusal dallarının innerve ettiği fasial alanda bıçak saplanır tarzda, paroksizmal yüz ağrısı ile kendini gösteren bir ağrı sendromudur.

Parkinson hastalığı nedir? 

İlk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında titrek felç olarak tanımlanmıştır. Beynimizde hareketlerimizi kontrol eden ve bundan sorumlu olan hücreler bulunur. Bu hücrelerden kimyasal maddeler salgılanır. Bunlardan birisi de dopamindir. Dopamin beyine gelen bilgileri bir sinir hücresinden diğerine aktarır. Böylece vücut dengesi sağlanmış olur. Fakat bu hücrelerin bir kısmı hasar gördüğünde ya da azaldığında dopamin salgılanamaz. İşte azalmış dopamin sonucu vücutta titreme, yavaş hareket etme gibi vücudun dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan hastalığa Parkinson hastalığı denilmektedir.

Parkinson, yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır. Hastalık on yıl gibi bir süre boyunca sürekli ilerler. Ne ölümcül bir hastalıktır ne de felce neden olur. Başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bu bütün vücuda yayılır. Belirtilerin şiddeti her hastada farklıdır. Hastalık genelde 40 yaşından sonra görülür ve erkeklerde görülme sıklığı biraz daha fazladır.

Periferik nöropati nedir?

Periferik sinir sistemi tüm hareketleri (motor sinirleri) ve duyumları (duyum sinirleri) denetleyen sinir şebekesidir. Bu sinir şebekesi merkezi sinir sitemine beyin sapından ve omuriliğin birçok noktasından bağlıdır. Vücudun en uzak köşelerine bile uzanabilen bir şebekedir.

Belirtiler

  • El ve ayaklarda karıncalanma hissi; uyuşma
  • Dengesizlik veya koordinasyon bozukluğu;
  • El ve ayaklarda zafiyet ve ağrı.

Periferik sinir sistemi, beyin ile organlar, kan damarları, kaslar ve deri arasındaki iletişimi sağlar. Beynin emirleri motor sinirleri ile iletilir ve gerekli bilgi duyum sinirleri ile beyine geri gelir.

Periferik sinirlerden birinin zedelenmesi 0 bölge ile beyin arasındaki iletişimi etkiler. Bu kasları harekete geçirmeye veya ilgili periferik sinir boyunca ağrıya da neden olabilir. Periferik nöropati, beyini ve omuriliği etkilemeden periferik sinirlerin zedelenmesine verilen addır. Önemsiz zedelenmelerde, akut ve yakıcı bir ağrı duyulur. Ciddi durumlarda ise denge bozuklukları, kas zafiyeti hatta felç görülebilir.

Multipl skleroz nedir?

Multipl skleroz (MS) merkezi sinir sistemini etkileyen bir nörolojik hastalıktır. Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşmaktadır. Bu hastalıkta, vücuttaki bağışıklık sistemi merkezi sinir sisteminin öncelikle beyaz cevherine ve gri cevherine saldırmaya başlar. Sinir, bilgileri beyinden taşıyan kablolara benzetilebilir. Çoğu sinir miyelin adı verilen ve sinyalin hızla iletilmesini sağlayan tabakayla çevrilidir. MS’de miyelin bağışıklık sistemi tarafından hasara uğramaktadır. Bu durum sinyalin yavaşlamasına veya kaybolmasına neden olarak beyin ve omuriliğin normal çalışmasını engeller. Merkezi sinir sistemi bu ataklardan kısmen iyileşebilir fakat düzelme genellikle yarım kalır.

MS kronik ve ciddi bir hastalık olmakla beraber çoğu hasta uzun, başarılı ve kaliteli bir yaşam sürebilir. Çoğu hasta normal veya normale yakın bir yaşam süresine sahiptir. Hastaların büyük bir kısmı ciddi özürlülük olmaksızın yaşamını devam ettirebilir. MS kişiden kişiye belirtiler, bulgular ve gidiş açısından çok farklılıklar gösterebilen bir hastalıktır. Temel olarak üç farklı formu vardır.

Dollarphotoclub_413778931

Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatoloji ana bilim dalı; öncelikle sadece doğuştan gelen sakatlıkların tedavisi amaçlı oluşturulmuş, ilerleyen yıllarda hastanemiz bünyesinde gelişerek birçok rahatsızlığın ve yaralanmanın tedavisini kapsayan bir tıbbi bölüm dalı haline gelmiştir.

Doğuştan veya Gelişimsel Olan Bebek Ve Çocuk Hastalıkları

  • Kalça Çıkığı
  • Çarpık Ayak
  • Bel Eğriliği

Spor Yaralanmaları

  • Menisküs Yaralanmaları
  • Bağ Yaralanmaları
  • Burkulma ve Ezilmeler

İskelet Sisteminin Tüm Diğer Yaralanmaları

  • Kırıklar
  • Çıkıklar
  • Tendon Yaralanmaları

Kol ve Bacaklarda Oluşan Çok Kullanmaya Bağlı Bozukluklar

  • Sinir Sıkışması
  • Tetik Parmak
  • Tenisçi Dirseği

Yaşla Ortaya Çıkan Eklem Kireçlenmeleri

  • Omuz, Bel, Dirsek
  • Kalça
  • Diz
  • Ayak Bileği Kireçlenmeleri
31243058_l

Psikoloji

NEDEN BİR PSİKOLOĞA GİTMELİYİM?

Fiziksel bir rahatsızlık yaşadığınızda nasıl doktora başvuruyorsanız, psikolojik problemlerle ilgili yardım almak da gerekli ve faydalıdır. Psikolojik bir rahatsızlığınız olabileceği gibi, yaşamın herhangi bir evresiyle de kendi başınıza başa çıkamıyor olabilirsiniz.

Psikoloji, bilimsel yöntem ve teknikleri kullanarak size yardım eder, ruhsal sıkıntılarınızı çözümlemenizde yardımcı olur. Aynı zamanda gerekli durumlarda birimimizde bulunan konsültan psikiyatristlerimize yönlendirme yapılmaktadır.

Birimimizde, kişilerin yaşadıkları psikolojik sorunlarla baş edebilmelerine, kendilerini geliştirmelerine ve tanımalarına yönelik profesyonel hizmet sunulmaktadır.

Psikoloji kliniğimizde,

  • Çocuk ve Ergen Psikolojisi,

  • Yetişkin Psikolojisi

  • Çift Terapisi alanlarında hizmet verilmektedir.

Çocuk ve Ergen Psikolojisi Polikliniği

Kız ve erkek çocuklarının kişilik oluşumunda önemli bir etkiye sahip olan çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluşabilecek psikolojik rahatsızlıkların ihmal edilmesi ilerleyen dönemlerde kişilik bozukluklarına yol açabilmektedir. Bunun için bu dönem bir uzman desteği ile dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Çocukta davranış bozukluğu, sınav stresi, kardeş kıskançlığı gibi ortaya çıkan problemler psikolojik destek alınması gereken konulardandır.

Bebeklerde;

  • Bebek Gelişimsel Takibi

Çocuk/Bebek gelişim testleri ile çocuğun dil, psikososyal gelişim, ince motor ve kaba motor gelişiminin düzeyi ölçülür. Bu testler gelişim geriliği ve anormallikler için bir tarama niteliği taşır.

Çocuklarda;

  • Çocuk ve disiplin

  • 2 yaş sendromu

  • Aile içi iletişim

  • Çocukta cinsel gelişim -Mastürbasyon

  • Tuvalet eğitimi (Alt ıslatma-Kaka kaçırma)

  • Tırnak yeme

  • Takıntılar

  • Korku ve endişeler

  • Boşanma sürecinden çocuk

  • Okula uyum/adaptasyon problemleri

  • Okul problemleri (Okula hazırlık, ödev yapma, sınav kaygısı)

Ergenlerde;

  • Aile içi çatışma

  • Arkadaş ve sosyal problemler

  • Sınav kaygısı

  • Uyum-davranış sorunları

Yetişkin Psikolojisi Polikliniği

Birimimize hangi problemlerle başvurabilirsiniz?

Depresyon; kişiyi yaygın biçimde kuşatan keder, karamsarlık, isteksizlik ve yaşamdan zevk alamama halidir.

Kaygı Bozuklukları;

  • Aşırı titizlik, temizlik ve kontrol etme takıntıları ile görülebilen Obsesif Kompülsif Bozukluk,

  • Panik atak

  • Sosyal fobi

  • Fobiler (Yükseklik, uçak, kedi/köpek, böcek, asansör, kapalı yer vb. sunum esnasında, konuşma ve görüşmelerde, sahne önünde, kalabalık vb. ortamlarda duyulan performans kaygısı.)

Cinsel İşlev Bozuklukları;

  • Cinsel birleşmeye izin vermeyen vajinismus

  • Cinsel ağrı

  • Cinsel istek

  • Cinsel uyarılma

  • Orgazm aşamalarındaki sorunlar

  • Erken boşalma

  • Sertleşme bozukluğu

Yaşam sorunları;

  • Stres,

  • Aşırı titizlik

  • Çekingenlik

  • Evlilik sorunları

  • Aile sorunları

  • İlişki sorunları (Ayrılık, kaybetme korkusu, terk edilme, çatışma)

  • Sınav kaygısı

  • Çocuk yetiştirme tutumları

Psikolojik travmalar; Kazalar, saldırılar, doğal afetler gibi ani ve beklenmedik durumlarda gelişen stres bozukluğu.

Yeme Bozukluğu; Yemek yeme konusunda direnç ve kilo verme ile ilgili aşırı uğraş anlamına gelen anoreksia nervoza ve aşırı yiyip çıkarma şeklinde seyreden bulumia nevroza gibi yeme bozuklukları, kilo kontrolü ve obezite sorunlarına diyetisyen işbirliği ile yaklaşılır.

Sağlık Psikolojisi; Diyabet, tiroid, kanser gibi süreğen hastalıklarla yaşamak ve bunlarla başa çıkmakla ilgili destek almanın hastalığın gidişatını olumlu yönde etkilediğini bilmekteyiz. Hasta ve hasta yakınları bireysel ve grup terapilerine katılabilmektedir.

Psikolojik Testler

Psikoloji Polikliniğimizde Çocuk ve Ergenlerde Uygulanan Psikolojik Testler

  • CAT (Çocuklar için Algı Testi)

  • Louissa Düss (Psikanalitik Öyküler Testi)

  • Bender Gestalt

  • Benton Görsel Bellek ve Hafıza Testi

  • Catell 2a Zeka Testi

  • Goodenough Zeka Testi

  • Ankara Gelisim Tarama Envanteri

  • Metropolitan Okul Olgunluğu Testi

  • Peabody Alıcı Dil Gelişim Testi

Kişilik Testleri
Minnesota çok yönlü Kişilik Envanteri(MMPI), tanı ve tedaviye yardımcı olacak diğer psikometrik ölçekler uygulanmaktadır. MMPI testinden kişinin ruhsal sorunlarını belirlemede, kamu güvenliği alanında çalışanların kişiliklerinin işe uygunluğunu değerlendirmede yararlanmaktadır. MMPI, 566 sorudan oluşmaktadır ve 15 kadar ayrı ölçek içermektedir.

Depresyon ve kaygı bozukluklarının değerlendirilmesi ve objektif ölçümlerinin yapılması için çeşitli ölçekler kullanılmaktadır.

  • Beck Depresyon envanteri

  • Sosyal Fobi ölçeği

  • SCL-90 R

Projektif Testler

T.A.T: Yetişkinler için tematik algılama testi.

Nöropsikolojik Testler
Nörolojik problemlerde tanı ve tedaviye yardımcı olan bu testler, kişinin zihinsel performansını ölçer. İleri yaşlarda görülen demansiyel rahatsızlıkların özellikleri hakkında bilgi verir. Ayrıca değerlendirmede bu kişilerin depresyon taramaları da yapılır.

  • Mini Mental Durum Değerlendirmesi

  • Sözel Öğrenme Testi

  • Sayı Menzili

  • Luria Bataryası

  • Stroop Testi

  • Benton Yüz Tanıma Testi

  • Boston Nesne İsimlendirme Testi gibi testlerle kişinin bellek ve yürütücü zihinsel işlevleri ölçülür.

30649957_l

Radyoloji

Tıbbi Görüntüleme ve Girişimsel Radyoloji

Tıbbın en hızlı ilerleyen dalı; Radyoloji

Radyoloji; X ışınları, ses dalgaları veya diğer yöntemleri kullanarak teşhis ve tedavi hizmetleri veren tıp dalıdır. Tıbbın vazgeçilmez bir parçası olan Radyoloji, ışınlardan istifa ederek iç organlardaki hastalıkların teşhisinde, gamma gibi diğer iyonize radyasyon metotlarıyla da bu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Röntgen filmleri, birçok hastalığın teşhisinde oldukça önem taşımaktadır. Hatta bazı hallerde sadece röntgen filmleriyle kesin teşhis konabilmektedir. Kırıklar, çıkıklar, akciğer apsesi, mide delinmesi, barsak tıkanması bunlardan sadece birkaçıdır. Röntgen film ve tekniklerinin teşhis ve tedavideki öneminden dolayı Radyoloji bir ihtisas dalı haline gelmiştir. Bu dalda ihtisas yapmış olan hekimlere, radyolog denmektedir.

Yaklaşık otuz yıl öncesine kadar sadece röntgen cihazlarıyla verilen bu hizmet, artık çok çeşitli ve gelişmiş aletler kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Teknolojideki baş döndürücü gelişmeler ile radyolojinin içerik olarak tıbbın en hızlı ilerleyen dalı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte birçok yeni kavram da karşımıza çıkmaya başlamış ve insanların kafalarında soru işaretleri oluşmasına neden olmuştur.

Dijital Mamografi

Özellikle 40 yaş üstü her bayanın yılda bir defa yaptırması önerilen, meme sağlığı sorunları veya ailevi risk faktörleri taşıyan kadınlarımıza teşhis amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizde genellikle mamografi çekimi hizmetleri büyük oranda gereken standartları taşımamaktadır. Bu nedenlerden dolayı istenmese de gözden kaçan riskli hastalar olmaktadır.

Kurumumuzda bu nedenlerden dolayı öncelikle radyasyon oranı düşük düzeyde ( konvansiyonel mamografilere göre) %70 oranında az radyasyon veren, görüntülerin daha iyi analizi için dijital ortamda çalışma imkânı olan Dijital Mamografi cihazı bulunmaktadır. Düşük radyasyon oranın zaten risk altında olan hastalar için en uygun yöntemlerden biridir. Gerektiğinde aynı yöntemle meme biyopsi işlemleri de başarı ile yapılmaktadır.

Dijital olması sebebiyle yıllar sonra bile eski görüntülerinize ulaşabilme imkânınız vardır.

MR (Manyetik Rezonans)

MR yeni görüntüleme teknolojileri arasında en etkileyici ve en zararsız olanıdır. Çekim sonrası herhangi bir ağrıya neden olmadığı gibi diğer görüntüleme sistemlerinde ihtiyaç duyulan, alerjiye yol açacak ilaç verilme zorunluluğu olamayan, bir tanı tekniğidir. Vücudun herhangi bir bölgesinin kesitsel olarak görüntülenmesidir. MR cihazı dev bir mıknatıstan oluşmaktadır; zararlı olan x ışınları kullanmaz, elektromanyetik ve radyo dalgaları ile görüntüleme yapar. Kesinlikle radyasyon yoktur. İnceleme sırasında mutlaka hareketsiz durmanız gerekmektedir.

Kısa tünel yapısı nedeniyle kapalı alan korkusu olanlar için en uygun cihazdır. (Antifobik ) Güncel teknolojik özellikleri nedeniyle çok hızlı şekilde (bazı çekimler sadece 5 dakika gibi bir süre içinde) çekim tamamlanmakta ve kısa bir süre içerisinde çekiminiz raporlanmaktadır. Bu süre çekim yapılacak olan bölgenin yapısına göre değişkenlik gösterir.

Kapalı MR cihazları genel yapısı nedeniyle ortalama 120 Kg’ı taşıma kapasitesindedir. Kurumumuzdaki cihazda yeni doğmuş bebeklerden başlayıp, 200 Kg’a kadar olan hastalarımıza hizmet verilmektdir. Gerektiğinde anestezi eşliğinde çekim yapılabilmektedir. İsterseniz MR çekiminizi müzik eşliğinde de yaptırabilirsiniz. Bunun için MR uyumlu kulaklık ve müzik sistemi cihazımızda bulunmaktadır. 7/24 hizmet verilmektedir.

Bilgisayarlı Tomografi (Multislice BT)

Bilgisayarlı Tomografi x-ışını kullanılarak vücudun incelenen bölgesinin kesitsel görüntüsünü oluşturmaya yönelik radyolojik teşhis yöntemidir. İncelemenin kendisi tamamen ağrısızdır. İnceleme sırasında hastadan BT cihazının masasında hiç hareket etmeksizin yatması istenir. Yapılacak incelemenin türüne bağlı olarak hastaya kol damarlarından kontrast madde enjekte edilebileceği gibi kontrast madde içmesi de istenebilir. İncelemenin bu kısmı hasta için biraz rahatsızlık verici olabilir. Kontrast maddeler iyot içerdiği için bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Hastanın inceleme öncesinde teknisyen ya da radyoloğa bu tür maddelere karşı daha önce alerjik bir reaksiyon gösterip göstermediğini ve eğer varsa başka maddelere karşı alerjisini bildirmesi gerekir. İstenilen bölgenin çekimine göre açlık, tokluk ve böbrek fonksiyonlarının işlevselliği önem kazanır. 7/24 hizmet verilmektedir.

Ultrasonografi ve Renkli Doppler Ultrasonografi

Ultrasonografi ve Renkli Doppler Ultrasonografi ses enerjisinden yararlanılarak gerçekleştirilen, radyasyon içermeyen, güvenilir bir inceleme yöntemidir.

Ultrasonografi ve Doppler yöntemiyle, kemik ve kemikle çevrelenmiş bazı anatomik yapılar dışında birçok yüzeysel /derin organ ve dokulara ait tanısal ve tedavi amaçlı işlem gerçekleştirilebilmektedir.

Tanısal amaçlı olarak kullanılan ultrasonografinin bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Gebelerde fetus üzerinde kesin olarak kanıtlanabilmiş zararlı bir etkisi yoktur, kaldı ki gebelik takipleri ultrasonografi yöntemiyle yapılmaktadır.

Doppler incelemeleri damarsal yapılara ve organların kanlanmalarına yönelik incelemeler olup ve diğer ultrasonografik incelemelere oranla daha uzun sürmektedir. Doppler incelemeleri, farklı ve özel donanıma sahip ultrasonografi cihazları ile yapılmaktadır.

Ses dalgaları, ‘prob’ adı verilen, incelenecek bölgeye temas ettirilen ultrasonografi cihazının parçası tarafından üretilir. Vücuda gönderilen, dokular tarafından yansıma ve soğrulmaya uğrayan ses dalgaları prob tarafından geri toplanır. Ses dalgalarının çeşitli organ ve dokular tarafından soğurulma ve yansıtılmaları farklı olduğundan, oluşturdukları görüntüleri de farklı olmaktadır. Görüntü oluşturulması sırasında “prob” hasta vücudunda gezdirilirken ‘ultrason jeli’ adı verilen kaygan bir sıvı vücut yüzeyine sürülmekte, böylelikle ses dalgalarının hava tarafından kırılmadan vücut dokularına ulaşması sağlanmaktadır. Kullanılan ultrason jeli cilt ve vücut için zararlı ya da alerjik bir unsur taşımamaktadır.

Dijital Röntgen (DR)

Röntgen sistemlerinde günümüzde ulaşılmış olan en son teknoloji ise DDR (Direkt Dijital Röntgen /Flat Panel Dedektör) sistemidir. Bu teknoloji sayesinde, çok yüksek çözünürlükte (9 MegaPixel) kaset, hafıza kaseti ve okuyucu ünite kullanılmaksızın, hastanın röntgen görüntüsü, doğrudan bilgisayar ekranında; X-Isınının uygulanmasını takiben 2 saniyede görülebilmektedir. Teşhisiniz için istemi yapan doktorunuz da aynı süre içinde çekimi bilgisayarında görebilmektedir.

Çekim pozisyonunun değiştirilmesi ihtiyacı olduğu ya da ilave pozisyon çekimleri gerektiğinde, hasta henüz röntgen cihazında bulunduğundan ve pozisyonu sabit olduğundan, ilave çekimler çok hızlı bir şekilde tamamlanabilmektedir.

Elde edilen görüntü üzerinde; istenen, doz (pencere) ayarları bilgisayar programı vasıtası ile kolayca yapılabilmekte ve bu sayede çekim tekrarı neredeyse hiç gerekmemektedir. Elde edilen görüntüler, bilgisayar veya PACS sistemlerinde arşivlenebilmektedir. DDR sistemlerin yazılım ve donanım üstünlükleri, kullanım kolaylığı, sürati, hızlı sonuç alma özelliği, çekimlerin tekrarının ortadan kalkması başlıca tercih sebepleridir. Böylelikle daha az radyasyona ( x-ışını ) maruz kalınmış olur. 7/24 hizmet verilmektedir.

Kemik Dansitometre

Kemik dansitometresi kemik mineral kaybını belirlemek amacı ile yapılan radyolojik incelemedir. Genellikle inceleme bel omurları ve kalça kemiğine yönelik yapılır. Ancak bazen tüm vücut incelemesini gerektiren durumlar olabilir.

Kemik dansitometresi doktorlar tarafından osteoporoz veya osteopeni tanısı amacı ile kullanılır. Osteporoz genellikle menopoz sonrası kadınları etkilemektedir. Ancak az olmakla birlikte erkekler de etkilenebilmektedir. Osteoporoz kemikte kalsiyum kaybı ve yapısal değişiklikler nedeni ile zaman içerisinde incelmeye kırılgan olmaya yol açan hastalıktır. Kemik dansitometresi aynı zamanda başka bir hastalığa veya başka bir hastalık için kullanılan ilaçlara bağlı olarak da gelişen durumların tespit edilmesi içinde kullanılabilmektedir. 7/24 hizmet verilmektedir.

Girişimsel Radyoloji

Girişimsel radyoloji, anjiyografi, ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerini rehber olarak kullanarak, ameliyatla yapılan tedavileri ameliyatsız yapan bölümdür.

İğne biyopsilerini (meme, tiroid, böbrek, karaciğer pankreas vb. ), vücut içindeki diğer sıvı, kist, tümör teşhis ve tedavileri için kullanan bölümdür. Uzman radyoloji hekimi tarafından yapılmaktadır. Genellikle bu işlemler hastalar için daha kolaydır. Çünkü geniş kesiler yoktur, daha az ağrı, risk ve daha kısa iyileşme zamanı ile işlemler tamamlanır. Hasta genellikle aynı gün içerisinde taburcu edilir.

Panoramik Diş Röntgeni

Panoramik röntgen, tüm dişlerin ve çene kemiğinin daha az ışın alarak birlikte görüntülendiği bir röntgen çeşididir.

Panaromik röntgen birçok diş çürüğü, çenelerdeki kistik ve tümoral oluşumlarla ilgili erken teşhis olanağı sağlar. Tüm dişlerin görüntüsü tek bir röntgen üzerinde görülebilir. Tüm dişlerin görüntüsünün alınmasıyla erken teşhis ve tedavi olanağı sağlar.

Dijital sitemin kullanılması görüntü kalitesini artırmakta ve kişinin aldığı radyasyon miktarını belirgin şekilde azaltmaktadır.

Generic-health-photo-with-female-doctor-iStock-med-res

Üroloji

Üroloji Nedir?

Üroloji, böbrek,idrar yolları ve erkeklerin cinsel hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır.

Günümüz koşullarına taş kırma makinalarının tıbbın hizmetine girmesi, böbrek taşı hastalıklarında %90’a yakın ameliyatsız çözümler üretmiştir.Fen bilimlerindeki gelişmeler kapalı prostat ameliyatları,endo ürolojik girişimlerin,laparoskopik ameliyatların kolaylıkla yapılmasını mümkün kılmıştır.

Ayrıca cinsel özgurlüğün yaygınlaşması, tüp bebek uygulamaları,genetik mühendisliğindeki yenilikler,klonlama gibi uygulamaların olabilirliği cinselliğe ,üremeye farklı bir bakış getirmiş ve Üroloji de buna bağlı büyük dönüşümler oluşturmuştur. Dünün bazı uygulamaları ile yasaklanan üroloji, modern uygulamalar ve yeni anlayışları ile artık tek bir bilim dalı alanına sığmayacak kadar gelişmiştir.

Üroloji Bölümü Hizmetlerimiz

Her tür ürolojik tetkikler: Tam idrar incelemesi,idrar kültürü ,ELİSA,PCR yöntemi ile özel mikrobiyolojik incelemeler,tüm biyokimyasal ,hormonal tetkikler ,tümör markerleri,immünolojik-serolojik ,genetik testler yapılmaktadır.

Görüntüleme yöntemi olarak: Ultrason,doppler,tomografi ve yarı açık MR, gibi yöntemlerden yararlanmaktayız.

Yukarda genel olarak bahsedilen konular haricinde her prostat büyümesi hastalığında;

  • Üriner sistem ultrasonografisi+Rezidü
  • Üroflowmetri
  • Serbest ve total PSA gerekirse pro PSA gibi tümöre daha spesifik inceleme yapılmaktadır.

Prostat kanseri tanısında: Transrektal Prostat Çoklu Biyop sisi tekniği (TRUS-Bx) poliklinik şartlarında kolaylıkla uygulanabilmektedir.

Kronik prostatit tanısında: 4 bardak testi (four glass test),sıklıkla prostatite neden olan ,çok zor tanınan klamidya bakterisinin PCR metodu ile aranması,transrektal ultrasonografi kullanıl makta.Prostatit tedavisinde klasik yöntemler dışında intra prostatik enjeksiyon ve ESWT gibi modern yöntemler kullanılmaktadır.

Erektil disfonksiyonda: Rutin tetkiklere ilaveten Gonadotropik hormonlar,penil dopler incelemesi yapılıp nedene yönelik tedavi yapılmakta.Ayrıca erektil disfonksiyon tedavisinde ESWT yöntemini de başarı ile kullanmaktayız.

İdrar kaçırma durumunda: Tanıda özel ultrasonografik inceleme,üroflowmetri,sistoskopik gözlem tetkiki.Tedavide rutin yöntemlere ilave olarak TOT, TVT ameliyarları,özel Kegel ekserziz cihazı ile tedavi uygulamaları yapılmaktadır.

Prostat CA, Üroloji ESWT, İdrar Kaçırma

 

Hastanmizde çok gelişmiş bir üroloji ameliyathanesi bulunmaktadır. Aşağıdaki yöntemler güncel üroloji pratiğinde uygulanmaktadır.

1. Her türden açık ameliyatlar;Taş, tümör, anomali, darlık, idrar kaçırma ameliyatları (TOT, TVT). Özellik gösteren Üretro pelvik,Üreterovezikal darlık,Hypospadias gibi operasyonlar hastanemiz şartlarında gerçekleştirilmektedir.Tümör ameliyatlarında frozen section (operasyon esnasında ilk patolojik inceleme) yapılmaktadır.

2. Ürolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde baz olan sistoskopi,üreterorenoskopi gibi endoskopik yöntemlerin uygulanması

3. ESWL tedavisine dirençli taşların endoskopi eşliğinde uygulanan Pneumotik Litotripsi (Hava darbeli taş kırma) ile kırılması açık cerrahi tedavi seçeneğini %10 seviyelerine düşürmüştür.

4. Kapalı prostat ameliyatı olarak bilinen TURP(elektro). Green light uygulaması.

5. Mesane tümörlerinin kapalı yöntemle tanı ve tedavisinde TURB uygulaması.

6. Kısırlık cerrahisinde mikrocerrahi varikoselektomi ve mikro TESE uygulaması.

13665020_l

Yoğun Bakım

Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi

Zamanında takip ve tedavi bebeğin yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Bebeklere yeni doğan döneminde gerekli desteğin sağlanması topluma sağlıklı bireyler kazandıracaktır. Bu sebeple bebeğin sağlığını korumak için doğum, yeni doğan yoğun bakım ünitesi olan bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirilmelidir.

Yeni doğan yoğun bakım ünitemiz; donanım, bilgi, deneyim ve özveri ile yoğun bakıma ihtiyacı olan tüm bebeklere gerekli yaşam desteğini, bebekleri kısa bir sürede ailelerine kavuşturmayı, ailelerin bilgilendirilmesinde ve eğitiminde de gerekli kaynakları sağlamaktadır. Hastanemiz tıbbi bakım ve tedavi verilebilen yoğun bakım üniteleri olarak tarif edilen “Üçüncü Basamak Yoğun Bakım Ünitesi” özelliklerine sahiptir.

Hastanemiz,

  • Uzman Hekim kadrosu ile 7/24 Çocuk Hastalıkları

  • Yeni doğan Yoğun Bakım Ünitemiz

  • 18 Küvöz

  • 6 Fototerapi

  • 18 Ventilatör

  • 1 Transport Küvöz ile 24 saat hizmet vermektedir.

Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi

Yoğun bakım, kısmen veya tamamen fonksiyonlarını yitirmiş olan organların fonksiyonlarının yerine getirilmesi, hastalığa neden olan temel etkenlerin tedavi edilebilmesi için kullanılan yöntemlerin tamamıdır. Yoğun bakım üniteleri, yaşamları tehdit altında olan hastaların tekrar sağlıklı bir yaşama döndürebilmek için uğraş veren doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personelinin 24 saat süresince hizmet verdiği güncel teknoloji ile donatılmış multidisipliner alanlardır.

Yoğun bakım ünitesi tüm kritik hastalara sağladığı yaşamsal destek nedeniyle sağlık hizmeti içinde çok önemli bir yere sahiptir.

İkinci Basamak Yoğun Bakım” özelliklerine sahip ünitemiz 7 yataklı olup, 24 saat boyunca uzman doktor, tecrübeli yoğun bakım hemşireleri ve diğer yardımcı sağlık personelleri görev almaktadır.